Perşembe, Kasım 24, 2005

Doğum Günü

Aaah ahh İrem. Msn arkadaşlığına güvenmemek lazım. Sabah erken geleyim mi diye sordu? Ben de sabah yedide gel dedim. büyük hatam buydu. İrem akşam yedide zor geldi bahanesi gözünü korkutmam oldu. Hiç olmazsa onbirde demeliymişim. (Uykucu) Ama ne kadar geç gelirse gelsin onun iş payı duruyordu. Ve becerikli kardeşim el çabukluğuyla masaları resimledi. Babamın bu seneki doğum günü mutluluktan ziyade korkuyla ve endişeyle geçti. Çünkü beş gün sonra oniki saat süren riskli bir ameliyat olacaktı. Ve benim teselli kaynağım İrem yanımda olacaktı sonuna kadar. Neyse ki bu sözü msn de vermemişti. (Bunu bilahare sahra da anlatacağım. )





Ve yöresel kuruyemişlerimiz. Şam fıstığı, Amerikan fıstığı, Azerbaycan kuruyemişi derken kendi lezzetlerimizi unutmayalım. Üzüm pestili, dut pestili, badem, dut kurusu ve cevizli sucuk tattığınız zaman vazgeçemiyeceksiniz. İmalatçısı az, tüketicisi bilenler.

Teferruatla sizleri oyaladığım yeter. Gecenin menüsü:

Bunlar feci hastane günlerinden sonra aklımda kalanlar daha doğrusu İrem'in yardımıyla aklıma gelenler.

Çarşamba, Kasım 23, 2005

Pizzeria {Bir pizza daha}



Çok güzel pizza yaptığım için herkes bana pizza yap diye sıraya girmiş durumda hergün birisine yapıyorum ben de kırmıyorum :)...


Bugünkü pizza Sahra'nın, pizzanın üzerine de pul biber serperek kullanmadığı tek alan çayını bıraktı onu da merakla ne zaman deniyecek bekliyoruz.

Pazartesi, Kasım 21, 2005

Odada Pizzayla Kahvaltı




Günün özlü sözü; "Bir kahvaltıda pizza varsa onun yanında yalnızca patates kızartması yenir kahvaltı yapılmaz."

Kumsal & İrem

Çarşamba, Kasım 09, 2005

Üç Gözlü Bisküvi



Canım Dayıcım (Sahra'nın muhterem paşa babası) ağır bir ameliyat geçirdiğinden mütevellid (15 gündür) buraya tarif yazacak dermanımız kalmamıştı. Geçen gün kendisinin sevdiği pastalardan birini düşünürken bu bisküvi aklımıza geldi, kızı gecenin bir yarısı demedi babası için yaptı ben de biraz yardım ettim. (Marmelatları sürdüm :-) çok büyük bir iş...-işlem esnasında 4 taneyi sıcak sıcak yürüttüm-) Moralimiz de düzgünken fotoğrafını çekip ekleyelim bu tarifi dedik. Kızılcık marmelatını bulamadığımız için kayısıyla yetinmek zorunda kaldık. Bilahare, Çapa hastanesi anılarını mutlu günlerimizden birinde yazıp eğlenmeyi düşünüyoruz.

Not: Dayım iki tane yedi, çok beğendi bizi mesut ve bahtiyar eyledi efenim. İnşallah hep beraber önümüzdeki günlerde daha çok yiyeceğiz. Kibarlıktan kırılmadan önce tarife geçeyim;


Malzemeler:

1 ölçü sable hamuru;

  • 250 gr. (2 bardak tepeleme) buğday unu
  • 150 gr. (½ paket + 1 yemek kaşığı) tereyağı veya margarin
  • 2 adet yumurta sarısı
  • 100 gr. (1 çay bardağı) pudra şekeri
  • 1 çay kaşığı vanilya
  • 1 çay kaşığı limon kabuğu rendesi

    Arasına sürmek için:

1 bardak kayısı marmelatı;

  • 400 gr. kayısı
  • 1 su bardağı şeker

    • Hazırlanışı:
    Marmelat:
    • Meyveleri yıkayıp az su ile haşlayın.
    • Kevgirden geçirip şeker ilave edin.
    • Karıştırarak rengi ve kıvamı oluncaya kadar hafif ateşte pişirin.
    • Sable Hamuru:

      1. Yağı unla birlikte kıyarak küçük parçalara ayırın.
      2. Ortasına 2 yumurta sarısı, pudraşekeri, vanilya ve limon kabuğu koyup biraz yoğurun. Hamur elinize yapışırsa biraz unla temizleyin.
      3. Hamuru, yağlı kağıda sarılı olarak veya üzerine bir bez örterek soğuk yerde 25-30 dakika dinlendirin.
      4. Bir parça hamur alın, ½ cm. incelikte açın, 7-8 cm çapında yuvarlak hamurlar kesin (biz çay bardağı kullandık).
      5. Hamurların yarısına üç küçük yuvarlak delik açın (biz bir delik açtık).
      6. Yağlanmış bir tepsiye dizin. Orta ısılı bir fırında açık pembe renkte pişirin.
      7. Düz olan bisküvilerin üzerine bolca marmelat sürün; delikli bisküvileri üzerine yerleştirin. pudra şekeri serpip servis yapın.




    LinkWithin

    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...