Cumartesi, Aralık 16, 2006

Gezdiğim Gördüğüm Yediğim İçtiğim...

© 2005-2006; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.

Geçen haftalarda yaklaşık 10 günlük bir Anadolu Yakası gezisi yapmış olsam yolumuz hep Avrupa Yakasına düştü, ne varsa burada varmış da haberimiz yokmuş. Mayıs ayında
Akrabalar 2'yi gerçekleştirmek için taa Çamlıca'daki evine gittiğimiz Tülin ablanın bir süre misafiri oldum. Bu süre içinde hem yedik içtik hem de Ümraniye kumaşçılarından Beyoğlu'na kadar gezmediğimiz yer kaldı mı diye düşünüyorum ama Tülin abla İstanbul'da gezip görücek ve aradığımızı bulabileceğimiz daha çoookkk yerin olduğunu söylüyor ki kesinlikle haklı... Epey hızlı bir 10 günden sonra şimdi evimde gezmeden durmak bir parça boşluk oluşturdu neyse kısa bir süre sonra tekrar buluşacağız onun için güç toplamam lazım!!!



Şimdi hatırlamaya çalışayım bakayım sırasıyla nerelere uğradık ve neler yedik hımmm??

İlk günü evde geçirdik ve daha çok bilgisayar üzerine gerekli çalışmalarımıza başladık ve bu konuda Tülin ablayı memnun edebildiğim için çok müteşşekkirim efendim. Bulmayı hiç ummadığı bir programı internetten bulup indirdim, ne diyebilirim tam bir internet kurdu ve arama motoru ustasıyım. İkinci gün Ümraniye kumaşçılarını özel bir ekose kumaş aramak için dolaştık ve ardından Merter'deki Vakko fabrika satış mağazına uğradık yine aynı özel ekoseyi bulabilecek miyiz ümidiyle.. Ümraniye kumaşçılarını ve Vakko'nun harika minder ve yastıklarının fotoğrafını çekemediğim için pişmanım. Her iki yerde de kumaşın benzerlerini bulsak da tam olarak içimize sineni bulamadık uzun süren tereddütlere bütün kumaşçıları bezdirip kusura bakmayın dedikten sonra elimiz boş ve aç bir şekilde eve döndük.

Çocuklar da okuldan dönmek üzere olduğundan pratik bir menü oluşturup Napoliten Soslu Spagetti ve sosun üzerine Baharatlı Tavuk Sote yapmaya karar verdim.

Ertesi gün Çarşamba Pazarına gittik. Kumaşçıların arasında gezdikten sonra yine kumaşımızı bulamadık ve fazla dolaşmadan pazardan çıktık. Beyoğlu'na, Hacı Resul Kumaşçısına gittik. Kumaşçıdan gerekli kumaşımızı almış tam çıkıyorken raflardan birinde gözümüze bir kaç ekose kumaş çarptı. Uzuuunn uzuuunn ekoseleri inceledikten sonra aradığımız kumaşa en çok benzeyini bulduğumuza karar verdik bu noktadan sonra kaç metre ihtiyacımız olduğu konusuna geldi ve bir uzun düşünme seansına daha girdikten ve bir kaç yerden de fikir aldıktan sonra kumaşı kestirip aldık. Tülin abla dışarıda yemek için ısrar etse de ben onu eve dönüp pizza yapmaya ikna ettim. Akşam yemeğine ben Domates Çorbası, Sucuklu Pizza ve Salata Tülin abla da tatlı olarak Künefe hazırladı. Şimdiye kadar hiç yapmayı denememiştim, kadayıfı bastırmak için epey bir güç sarfetmemize rağmen yine de Sahra'nınki gibi ince olmadı. Nasıl başarıyor hala çözebilmiş değilim ama bizimkinin de tadı çok güzeldi.

Perşembe günü, aldığımız kumaşı terziye bırakıp market alışverişine çıktık dönerken balıkçıya uğrayıp Levrek aldık. Herkesin ağız tadına uyması için Fırında Domatesli Levrek ve Levrek Tava olarak iki şekilde hazırlayıp yanına bol acılı (çünkü pul biber kabından yanlışlıkla fazla miktarda döküldü ama neyseki sofrada acıyla arası olmayan yoktu), baharatlı Mercimek Çorbası ve bol limonlu Karışık Salata yaptık. Özellikle Fırında Domatesli Levrek'in oldukça lezzetli olduğunu belirtmeliyim ama sanırım bunda Levrek'in kendisinin çok taze olmasının da payı vardır.

Ertesi günü evde geçirdim ve gündüz Yavuz'a eve adımımı attığım anda söz verdiğim Kümbet Pastasını yaptım (kendisi pastayı ilk yaptığım günden beri fanatiğidir her gittiğim de yaparım). Her ne kadar keki istediğim gibi olmasa da (insan kendi fırınına alışınca başka fırınların dilinden anlamak için bir süre geçmesi gerekiyor) herkes sevdiğine göre sorun yok. Akşam olunca önceki günden kalan Mercimek Çorbasını ısıtıp Tülin ablayla buzdolabındaki değerlendirmek istediğimiz yufkayı kullanarak Fırında Yufkayla Mantı yaptık. Sonra salata olarak değişik ne yapsam ne yapsam diye düşünürken "Gâvurdağı Salatası sever misiniz?" diye sordum cevap olumlu olunca malzemeleri doğramaya başladım. Yani menümüz; Mercimek Çorbası, Fırında Yufkayla Mantı ve Gâvurdağı Salatası oldu. Kümbetin bir gece dolapta beklemes gerektiğinden o akşam kesilmedi.

Ertesi gün benim yoğun bir şekilde çalışmam gerektiği için yemek ve gezmek olaylarına ara verdim. Pazar günü sabah kahvaltıya Pancake yaptım çok beğendiler tarifini yazdırmadım nasılsa bloga eklicem diye en kısa zamanda güzel bir fotoğrafla tarif geliyor. Akşama kadar çalıştıktan sonra Tülin abla benim onlara yapmak için söz verdiğim Kremalı ve Sebzeli Tagliatelle yaptı (sebzeleri tek tek doğrarken pişman olduğunu biliyorum ama ben uyarmıştım :).



Pazartesi günü ani bir şekilde rahatsızlanıp bizi korkutan büyük dayımız yine o yakadaki teyzemize gelmişti test sonuçları moralleri düzelttiğinden Nezahat teyzemin harika yemeklerini keyifli bir şekilde yedik. Menüyü sayıyorum;

  • Lahana Turşulu Çorba
  • Zeytinyağlı Kereviz
  • Su Böreği
  • Tavuk
  • Pilav
  • Kurutulmuş Fasulye Yemeği
  • Kurutulmuş Meyve Hoşafı
  • Karışık Salata
  • Fıstıklı Baklava




  • Ertesi gün vapurla Eminönüne geçtik. Eminönü'nün altından girdik üstünden çıktık dolaşmadık yer bırakmadık. Tabiiki önce kumaşçıları dolaştık. Sonra ben uzun zamandır Pasta Malzemeleri satan Nüans'a gitmek istediğim için dolaş dolaş yerini aramaya başladık. Aslında daha önce gitmiştim ama yol bulma konusunda hiç iyi olmadığımdan ve Eminönündeki bütün sokaklar birbirine benzediğinden uzun bir dolaşma sonucunda nihayet dükkanı bulduk iki renk (kırmızı ve yeşil) gıda boyası, eksik tart kalıplarımın devamını, truff koymak için renkli kağıtlar, baton ve rulo pastalar için altlık, yaprak jelatin ve krem tartar aldım. Sonra karşımıza daracık kapılı Rüstempaşa camii çıktı. Kapıdan girdik karşımızda merdivenler herhalde minareye çıkıyor dedik ama kapısı burası dediler siz devam edin merdivenler sona erdiğinden karşımıza harika uzun bir avlu çıktı. O merdivenlerden çıkarken insan böyle bir yer beklemiyor içeri girince ayrı bir şoka daha girdik bütün duvarlar inanılmaz güzellikteki çinilerle kaplı ama her duvar her kolon birbirinden güzel farklı modellerle kaplı çekmeye fotoğraf makinemin şarjı yetmedi ve tripodumu yanımda getirmediğime ne kadar pişman olduğumu anlatamam, bir gün özel olarak tekrar oraya gitmek üzere istemeye istemeye ayrıldık ama gözümüz arkada çinilerde kaldı. Gidip görmeyen herkese mutlaka gitmelerini tavsiye ediyorum.

    O kadar gezmek yetmedi yemekten sonra üstüne bir de IKEA'ya gittik. Oradan da ne zamandır almak istediğim 4 adet Lucky Bamboo aldım.

    Ertesi gün Sahra'larda aylık Akraba Toplantımız vardı oraya gittik oradaki sofrayı Sahra anlatacak.

    Pancake, Fırında Yufkalı Mantı ve Levrek tariflerini ekleyeceğim.

    6 yorum:

    1. İrem merhaba, son karede takıldım kaldım ben.O kadar özledim ki Beşiktaş-Üsküdar arası çalışan küçük motorları,Kadıköy-Eminönü vapurlarını, İstanbul'u her saatte seyretmenin ayrı güzelliğini ve buraya sığdıramayacağım bir çok şeyi...Bu arada ben de bir kümbet pasta denemesi yapacağım, bakalım nasıl olacak:) Ellerinize sağlık, sevgilerimle.

      YanıtlaSil
    2. Aslında vapur durana kadar sürekli fotoğraf çektim onları da kısa zamanda ekliyeceğim. Kümbet için kolay gelsin..

      YanıtlaSil
    3. Merhaba, bloğunuzu gezerken açıkçası ağzımdan akan suları silerek gezdim. Bu ladar mı güzel yapılır herşey ya. Ellerinize ve emeğinize sağlık.

      YanıtlaSil
    4. teşekkürler lale :), sen de çok güzel seyler yapmışsın ellerine sağlık..

      YanıtlaSil
    5. merhaba
      ben biraz alakasız bir soru soracağım ama sonuç olarak nerelerden kumaş buldunuz. ben değişik kumaşlar almak istiyorum kıyafetler için ama hiç kumaşçı bilmiyorum.
      teşekkürler
      sevgi

      YanıtlaSil
    6. Merhaba sevgi,
      sonuç olarak biz belirli bir desende bir kumaş arıyorduk o zaman o yüzden aradığımızı beyoğlunda HacıResul kumaşçısı var orada bulduk. Ümraniye de kumaşçılar sokağı var karşılıklı iki kaldırım boyunca yanyana kumaşçılarla dolu her çeşit kumaşı bulabilirsin. Çarşamba pazarıyla ilgili bir yazı daha yazmıştım orada da çok değişik kumaşlar bulabilirsin.. şöyle söyliyeyim pazardan kumaş almak mağazaya gidip tek tek bakmak gibi değil çok ilginç kumaşları çok uygun fiyatlara bulabiliyorsun ama o karman çorman kumaş dağlarını alt üst etmen lazım eh bu da pazarın özelliği zaten kendin bul kendin seç :). ilginç ve çok şık ve çok kaliteli kumaşlar arıyorsan vakko merter fabrika mağazasına gidebilirsin (ama sanki kumaş bölümü kapandı diye duydum yanlış olabilir bilemiyorum). yine Suadiye'de çok şık, ünlü markaların desenlerinden olan kumaşları bulabilirsin. Eminönü yine değişik kumaşlarla dolu ama daha çok çeyizlik kumaşlar var yani nasıl desem her renk pullu payetli kumaşlardan boncuklu işlemeli vs türlerden tutta metrelik battaniyelere kadar bir dolu çeşit var.. ne aradığını bilemediğim için tam olarak yönlendiremedim.. ümraniye'ye gittiğinde kumaşçılar nerede dersen gösterirler.. yine eminönün'de de aynı şekilde.. çarşamba pazarında parçacılarda özellikle değişik ve güzel kumaşlar var çünkü tekstil fabrikaları yanlış kesilmiş parçaları bazı yerlerinde defo olan parçaları bu şekilde pazarlarda satarak elinden çıkarıyor. kumaşlar top top olarak pek yok bu yüzden bir kaç metrelik parçalar halinde var.. ama biraz şans meselesidir orada bulmak her zaman denk gelmez.. bildiklerim bu kadar :)

      YanıtlaSil

    LinkWithin

    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...