Perşembe, Haziran 28, 2007

Beykoz

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.



Yolumuz bazı evrak işleri için bu gördüğünüz güzel manzaranın tam karşısındaki belediye binasına düşmüştü. Böyle sıkıcı bir iş için gelip de bu kadar güzel bir yeri görünce fotoğraf makinesini çıkarmamak biraz ayıp olurdu. Tülin ablayla fotoğraflardaki masalarda bir sabah erkenden gelip kahvaltı yapmayı hayal etmiştik ama nasip olmadı.. Bir dahaki sefere inşallah..

Diğer fotoğraflar burada...

Çarşamba, Haziran 27, 2007

Spaghetti alla Norma & Tereyağında Kızarmış Fırında Sebzeli Antrkot

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.

Sanırım Akdeniz meyve ve sebze açısından en bereketli bölgelerden biri.. Bunu anlamak için Amerika veya diğer yabancı ülkelerdeki meyve ve sebzelerin abartı fiyatlarına bir göz atmak yeterli. Yurtdışında yaşayanların en çok yakındıkları konulardan biri de minik bir karpuz diliminin kaç Euro olduğu vs gibi şeyler.. Bunları duyunca insan yaşadığı yerin bereketine şükrediyor. Nereden çıktı bu diyeceksiniz hal böyle olunca komşu Akdenizli İtalyanların yemek tarifleri de malzeme açısından bize çok uyuyor. Sahra'nın Patlıcan ve Domates soslu makarnasını hatırlarsınız, ben de denemiştim ve çok lezzetliydi, ilk etapta patlıcan ve makarnayı yanyana pek düşünemedim ama sonra iyiki yapmışım dedim. Geçen gün tariflere bakarken bu patlıcanlı makarna dikkatimi çekti ve bugünün akşam yemeği menüsü ortaya çıktı; Elçi Çorbası, Tereyağında Kızarmış Fırında Sebzeli Antrkot ve Spaghetti alla Norma ve artık tok bir mideyle tarifleri ekleyebilirim...

SPAGHETTI ALLA NORMA



Bu tarif adını 'Norma' isimli operadan almış (ismini görünce italyanca norma patlıcan demek diye düşünmüştüm değilmiş) ve Sicilya yöresine ait. Spagettinin üzeri için üç farklı peynir vardı ama ben olmadığı için hiç peynir eklemedim. Peynirler;
Ricotta Salata
Pecorino Romano
Eğer Ricotta salata yok ve feta peyniri varsa yerine kullanılabilirmiş...

Bu önerilerden sonra tarife geçebiliriz;

(Aşağıdaki malzemeler 500 gr. yani bir paket spagetti için ben 250 gr spagettiden 4 kişi için malzemeleri yarı yarıya kullanarak yaptım)

Malzemeler;

  • 2 patlıcan
  • Zeytinyağı, kızartmak için
  • 1 soğan, ince kıyılmış
  • 1/3 su bardağı zeytinyağı
  • 2 diş sarımsak, ince kıyılmış
  • 1 kilo domates, kabukları soyulmuş, iri küpler halinde doğranmış
  • Taze çekilmiş karabiber
  • 1/2 su bardağı taze fesleğen, kıyılmış
  • 500 gr spagetti


  • Hazırlanışı;
    1. Patlıcanları 2 cm'lik küpler halinde doğrayın. Bir kaseye su doldurup bolca tuz serpin ve patlıcanları acısını atması için içine koyun. Patlıcanlara baskı uygulaması için üzerine bir tabak yerleştirin 1 saat kadar böyle bırakın. 1 saat sonra patlıcanları suyun altında hafifçe sıkarak yıkayın ve kağıt havluyla kurulayın.
    2. Kızartma tavasına biraz yağ koyup patlıcanları hafifçe kahverengileşene kadar kızartın. Kızardıktan sonra tekrar kağıt havlu üzerine alıp yağını süzdürün.
    3. Geniş bir sos tavasında kıyılmış soğanları 5 dk kadar soteleyin. Sarımsakları ekleyip 30 sn daha soteleyin. Ve domatesleri suyuyla beraber, tuzu ve çekilmiş biberi ekleyin. Ateşi kısın, kapağını kapatmadan 20 dk arada karıştırarak kaynatın.
    4. 20 dk sonra ateşi kapatın, patlıcanları ve fesleğini domates sosuna katıp, karıştırın.
    5. Spagettiyi pişirmek için geniş bir tencereye bolca su ve tuz koyup kaynatın. Kaynayan suya spagettiyi koyup 10 dk pişirin. Daha diri seviyorsanız 8 dk da yeterli olacaktır. Makarnayı süzün ve soğuk suyun altından geçirip sos tenceresine boşaltın. Ezmeden alt üst ederek sosla iyice karışmasını sağlayın ve servis tabağına aktarın üzerine yukarıdaki peynirlerden varsa rendeleyebilirsiniz.


    TEREYAĞINDA KIZARMIŞ FIRINDA SEBZE DANA ANTRKOT



    Bu tarifi aslında pirzolayla yapıyordu annem ama bu etle de lezzetli oldu. İsterseniz sebzelere Patates de ekleyebilirsiniz bunun için; patatesleri halka halinde doğrayıp yine tereyağında kızartıp etlerin arasına yerleştirin.

    Malzemeler;

  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 5 - 6 sivri biber
  • 2 büyük domates
  • 5 arpacık soğan, soyulmuş
  • Tuz, taze çekilmiş kara biber
  • 5-6 parça antrkot dilim

    Hazırlanışı;
    1. Teflon bir tavada 1 yemek kaşığı yağı eritip, kızdırın. et dilimlerini yanyana dizin. İyice kızarana kadar arada bir çevirerek kızartın. Borcama veya fırın tepsisine dizin. Yağ azaldığı için kalan tereyağını da tencereye ekleyin eridikten sonra biberleri de hafifçe kızartın ve etlerin üzerine yerleştirin.
    2. Domatesleri halka halka doğrayın. Arpacık soğanları etlerin üzerine yerleştirin, biraz tuz ve taze çekilmiş kara biber serpin. En üste dilim domatesleri etleri kaplayacak şekilde yerleştirin. Kızartma tenceresinde yaklaşık 1 yemek kaşığı kadar yağ kalmıştı onu da üzerine gezdirebilirsiniz veya hiç koymayabilirsiniz. 280 C derece ısıtılmış fırında yarım saat kadar pişirin.
  • Cumartesi, Haziran 23, 2007

    Ezo Gelin Çorbası

    © 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.



    Acaba bir kaç Ezo gelin vardı da her biri başka mı yaptı bu çorbayı? Bilemedim? Benim tarifimde bulgur ve soğan yoktu bir kaç sefer yapmıştım ama internette bir kaç çeşit tarif ve farklı malzemelerle yapılmışları okuyunca onlarıda denemeye karar verdim. Bu şekilde yaptıktan sonraydı bu gezintim. Bir gün Hidiv çorbasını, ertesi günde ezo gelin çorbasını yaparak annenizin gözünü boyuyabilirsiniz. Ya da her kimin gözünü boyamanız gerekiyorsa. Çünkü malzeme farkı gözünüzden kaçmayacaktır. Birisi bütün market raflarını içeriyor diğeri mütevazı bir listeye sahip.
    Malzemeler;

    • 1 su bardağı kırmızı mercimek
    • ½ çay bardağı pirinç
    • 1 çorba kaşığı salça (domates- biber karışık)
    • 1 yemek kaşığı nane
    • 1 tatlı kaşığı pul biber
    • 100 gr. tereyağ
    • 2 yemek kaşığı un
    • 1,5 litre su

    Hazırlanışı;

    1. Mercimek ve pirinci seçilir, yıkayıp 2 bardak suyla bir tencerede pişirilir.
    2. Başka bir tencerede tereyağ eritilir un kavrulur, salça, biber ve nane ilave edilir biraz daha kavrulur.
    3. Pişen mercimek ve su ilave edilir ve çırma teliyle karıştırılır. Kaynadıktan sonra kısık ateşte karıştırmaya devam edilir. (5- 10 dakika) Servis yapılır.

    Cumartesi, Haziran 16, 2007

    Sebzeli Baharatlı Tavuk

    © 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.



    Tercih hakkımız olmayanlar; diye bir başlarsak uzun bir liste çıkar önümüze. Listenin bir maddesi kesinlikle hastalıklar. Tercih hakkım olsa kış gribini tercih ederim. Sıkıca giyin, üstünü ört terle. Olmadı ıhlamur, adaçayı kaynat iç... Yaz günü bunların hangisi yapılabilir ? Bu gripal enfeksiyonlar öyle hatırşinas dostlar ki evinize girdiklerinde sarılmadık şahıs bırakmıyorlar. Bu günler ailece sarmaş dolaşız kendisiyle eksik olsun. Tarifler aklımdan çıkmadan eklemek istiyorum ama bu halde başlamak zormuş;
    Malzemeler;

    • 1 tavuk göğsü
    • 200 gr. mantar
    • 2 küçük kabak
    • 2 kırmızı biber
    • 2 sivri biber
    • 1 çay bardağı sıvıyağ

    Sos için;

    • 4 yemek kaşığı zeytinyağ
    • 1 yemek kaşığı toz şeker
    • ½ limon suyu
    • 1 yemek kaşığı mayonez
    • 1 tatlı kaşığı hardal
    • 1 tatlı kaşığı pul biber
    • 1 çay kaşığı karabiber
    • 1 çay kaşığı köri
    • 1 çay kaşığı fesleğen

    Hazırlanışı;

    1. Tavuk, kabak ve kırmızı biber jülyen doğranır. Sivri biber, mantar küçük doğranır.
    2. Bir tavaya iki kaşık yağ koyulur, kabaklar 5- 10 dakika sote edilir. Bir kağıt havlu üzerine çıkarılır.
    3. Tekrar yağ koyulur sırayla kırmızı biber, sivri biber, mantar ve tavuk sotelenir. (ayrı ayrı)
    4. Sos malzemeleri bir kasede çırpılır. Sotelenmiş malzemeler geniş bir kaseye alınır, sos üzerine gezdirilir ve sebzeler ezilmeden karıştırılır.
    5. Servis için tabağa alınır.

    Çarşamba, Haziran 13, 2007

    Çamlıca'da Bir Kahvaltı..

    © 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.



    Çamlıca'dayken hazırladığımız kahvaltı sofralarından biri.. Misafirlerimizle de ilk kez o gün tanışmıştım, hepsi de birbirinden tatlıydı.

    Menümüz;

  • Pırasalı Börek
  • Sucuklu Kaşarlı Kepekli Foccacia
  • Tel Şehriyeli Tavuk Salatası
  • Meyveli Çikolatalı Kek
  • Kahvaltılıklar, Reçeller
  • Nar ekşisi gezdirilmiş Domates, Salatalık ve Lolo Rosso
  • Misafirlerimizin getirdiği çeşit çeşit simitler..
  • Ve annemin son anda yetişen zeytinyağlı sarmaları (Fotoğrafta görünmüyorlar çünkü uzun bir yol kat ederek geldikleri için son anda sofraya zor yetiştiler)





  • Kek olarak Williams-Sonoma'nın Çikolatalı Keki'ni kullandım. Üzerine biraz beyaz muhallebi yaptım tarif olarak Kümbet Pasta'nın muhallebisini kullandım, yarım ölçü. Keki tarifine göre pişirdim, kelepçeli kalıptan çıkardım, biraz soğuduktan sonra üzerine ve kenarlarına muhallebiyi sürdüm. 300 gr'lık kutularda satılan rulo katlardan almıştım bunları ortadan ikiye kırarak kekin kenarlarına yapıştırdım, krema olduğu için hemen yapışıyorlar. Üzerine fotoğrafta da görüldüğü gibi iki sıra dilimlenmiş çilek, bir sıra muz, kivi ve ortasına yine çilek dizdim. Bir kaç paket tart jölesi almıştım çünkü aslında minik meyveli tartlardan yapmayı düşünüyordum. 2 paket jöleyi üzerindeki tarife göre pişirip meyvelerin üzerine döktüm. ...Ve işte alımlı bir yaş pastamız oldu. Tartların akıbetini sormayın yorgunluktan fırında unutup yaktım maalesef... :( Zaten bir kahvaltıya göre fazla çeşit yaptığım için kızmışlardı misafirlerimiz. Pastanın kenarlarına rulo kat dizme fikri çok hoşuma gitti, çok güzel görünüyor. İlk olarak Bizimpastane'de görmüştüm bu güzel fikir için de Zinnur'a teşekkürler..



    Bu focaccia'ların asıl tariften farkı, yarısını yaparken kepekli un kullanmış olmam.Ve yine çok kabardılar yassı orijinal focaccia şeklini alamadılar. Zaten Pırasalı Börek olduğu için ve daha çok sade ekmek olarak yenebilmesi için üzerlerine çok malzeme koymadım bir kaçını sucuklu yaptım. Ama kepekli hali çok güzeldi bundan sonra hep kepekli yapmayı düşünüyorum.

    Pazar, Haziran 10, 2007

    Beş Çayı Atıştırmaları {Erikli Kek & Domatesli Peynirli Börek}

    © 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.

    DOMATES PEYNİRREK




    Uzun zamandır fırsat bulup da tarif ekleyemiyordum bugün bu tembelliği kırıp bir kaç şey ekleyelim bari..
    Börekleri kuzenim Banu'da kalırken beraber yapmıştık. Neredeyse hergün bir çeşit börek yapıyorduk. Pırasalı, Patatesli, Ispanaklı, Sucuklu... Bunların tarifleri zaten arşivde var olmayan bir tek "Domatesli Peynirli".. Bir gün de kabaklı börek yapıp bloğa eklemem konusunda istek aldım. Yapım şekli Pırasalı Börekle aynı tek fark malzemesi.. Diğer börekleri yaparken malzeme az geldi ama yufka artmıştı biz de buzdolabına baktık peynir var ama ben sade peynirli börek pek sevmem o yüzden içine biraz sebze katalım dedim.. Bir kaç domatesin kabuklarını soyup küp küp doğrayıp ezilmiş peynir ve biraz pul biberle karıştırıp aynı pırasalı börek gibi yufkaları rulo yapıp sararak böreğimizi yaptık. Üzerine yumurta ve zeytinyağı karışımını sürüp fırına verdik. Börek pişerken Akdeniz yeşillikleri, domates, salatalık vb. doğrayıp üzerine biraz nar ekşisi gezdirdik. Pembe çay takımını çıkarıp çayımızı demledik... Yeni aldığımız minik kaktüslerimiz de poz verdiler. Sıcak börek ve çay gerçekten çok güzel bir ikili..



    PLUM BUCKLE (ERİK KEK)



    Erikli Kek, önceden Williams-Sonoma'da görüp ayırdığım bir tarifti. Ama tarifteki erik farklı bir cinsti sanırım çünkü fotoğrafta kekin içinde mor renkte görünüyorlar veya kabukları soyulmadığı için renk vermiş.. Aslında kekin ters çevrilmesi gerekiyordu ama ben kelepçeli kalıpta yaptığım için ters çevirmeyi unuttum.

    O gün akşam yemeğini üzerime almıştım;
    Klasik Soğan Çorbası,
    Hünkar Beğendi
    ve Mayonezli Sebze Salatası yaptım.
    Yemekler bittikten sonra annem babamın canının tatlı istediğini söyledi, eğer kadayıf olsaydı künefe yapıcaktık ama olmadığı için bu keki denemeye karar verdim. Kek çok fazla yağ içerdiği için biraz ağır ama mayhoş tadlardan hoşlanıyorsanız keki yerken ağza gelen hafif ekşi erikler güzel bir lezzet katıyor.

    Malzemeler;

  • 1,5 su bardağı un
  • 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 1/4 tatlı kaşığı tuz
  • 16 yemek kaşığı tereyağı, oda sıcaklığında
  • 1 su bardağı + 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 2 yumurta, oda sıcaklığında
  • 6 - 8 erik, çekirdekleri çıkartılmış ve sekize bölünmüş (tarifte kabuklarını soyun demiyor ama biz soyduk. Bu sekize bölme sanırım çok iri erikler için geçerli minik erikler dörde bölünse yeterli olucaktır)
  • 1/4 yemek kaşığı tarçın


  • Hazırlanışı;
    1. Fırını 350°F veya 176°C ısıtın. 23cm'lik yuvarlak kalıbı yağlayın, kalıbın tabanına parşömen kağıdı yerleştirin ve kağıdı da yağlayın.
    2. Bir kasede un, tuz ve kabartma tozunu eleyerek karışmasına sağlayın, ve bir kenara koyun.
    3. Çırpma kabında oda sıcaklığına yumuşamış tereyağını ve 1 su bardağı toz şekeri kremamsı bir hale gelinceye kadar çırpın, yaklaşık 5 dk. Yumurtaları tek tek ekleyip her birinin ardından tekrar iyice karışana kadar çırpın ve son olarak un karışımını ekleyin tamamen karışana kadar çırpın. Koyu kıvamlı kremamsı bir hamur elde ediceksiniz. Ben erikleri önceden doğrayıp bir tabağa koymuştum ve beklerken sulanmışlardı. Dökmek istemediğim için tabaktaki erik suyunu da karışıma ekleyip çırptım.
    4. Yağlanmış kağıt serilmiş kalıba hamuru yayın. Erikleri istediğiniz gibi biraz içeri doğru batırarak dizin.
    5. Küçük bir kasede 1 yemek kaşığı toz şekerle tarçını karıştırıp kekin üzerine serpiştirin ve fırına verin. Yaklaşık 50 dk'da kızarana kadar pişirin.


    Pazar, Haziran 03, 2007

    İstanbul'a Dönüş

    © 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.



    Yahya Kemal Beyatlı'nın, "Ankara'nın nesini seversiniz ?" sorusuna, "İstanbul'a dönüşünü" cevabını bilirsiniz. Ben bu cevabı tatil için düşünüyorum. Tatilin nesini seversiniz İstanbul'a (eve) dönüşünü. "Tebdili mekanda ferahlık vardır". Tamam güzel, hoş ama belli bir zaman için gittiğiniz zaman o süre dolmadan belli isteklerinizi yapmaya çalışıyorsunuz. Bunlar öyle arka arkaya geliyor ki eve döndüğünüzde elinizi kaldıracak haliniz kalmıyor. Çok yorgunum tatilden geldim? Kulağa hoş gelmiyor değil mi?




    Aynı malzemelerden yapılmış gibi birbirinin aynı iki sofra gibi görünse de biri teyzemin biri bizim. Tatil köyünde malzemeler kısıtlı insan tembel oluyor.



    Bir akşam üzeri beni yapıştığım evden kazıyarak sahile götürdüler. Bana kalsa evden de aynı manzarayı görebilirdim ama değilmiş.



    Bu gecenin dayanabildiğim son vaktiydi. Biraz daha dursam manzara daha güzel olabilirdi ama ben fotoğraf çekemeden uyumuş olurdum. Diğer fotoğrafları sahra'ya eklerim. Yanlız bir çeşmede fotoğrafını çekemediğim bir dörtlük gördüm çok hoşuma gitti:

    Bak şu çeşmenin taşına
    Su içecek tası yok
    Kırma insan gönlünü
    Yapacak ustası yok


    Çeşmenin gerçekten tası yok muydu? Dikkat etmemişim. Ama böyle bir usta da yok bu doğru...

    LinkWithin

    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...