Çarşamba, Ekim 31, 2007

"Söz vardır insanı yola getirir söz vardır insanı yoldan çıkarır"

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.
Oğlak dolması ile ilgili iki yorum vardı. Bu gün çok yoğun olduğum bir gündü ve ilk yorumu ben görmeden İrem cevaplamış. İyi de yapmış aşağı yukarı aynı fikirlerde birleştiğimiz için ben cevaplasam fazla farklı olmazdı.
"Merhaba,
Bu kadar kucuk bir yavruyu tabakta gorunce dondum.Normalde vejeteryen degilim ama yavru hayvanlari bu sekilde gormeye ve yemeye de dayanamiyorum.Benim 2 yasinda bir oglum var..."

Çok yorgun ve üzgün olmama rağmen ikinci yorum beni bilgisayarın başına oturttu. Sanırım aynı fikre sahip kişiler ya da aynı kişi tarafından yazıldı.
"lezize'cim eminim harika bir lezzettir ama ben bunu böyle göre göre hayatta yiyemem.canavarmışım gibi hissederim kendimi.bütün halinde olmazsa olur ama:) annenin ellerine sağlık."
Pekala cevabım yorum kutusunda değil açıkta olacak;
Bir; Bu yemek yöreseldir. Yıllardır bu topraklarda yapılmış yenmiş bir lezzettir.
İki; Tabaktaki kimsenin iki yaşındaki oğlu değildir. Kaldı ki her inek, koyun hatta öküz bir önceki ineğin, koyunun yavrusudur.
Üç; Bir tek hayvanlar değil bütün sebze meyveler (dallarından veya köklerinden koparılmadan) canlıdır. Bu pencereden bakarsak turşuluk aldığımız salatalıklara keleklere yazık (çünkü genelde körpe olanlar tecih edilir). Sebze ve meyveler bütünken tabağa koyuyor ve kesiyoruz. (Maalesef) İlla ki me veya mö sesi şart değil üzülmek için.
Dört; Bu çok mühim (benim açımdan)" ben bunu yersem kendimi canavar gibi hissederim" derken karşınızdaki insanı neyle itham ettiğinizi mutlaka düşünmelisiniz. Dediğim gibi eğer bizden çok farklı değerleriniz varsa buna saygı duyarım. Yersiniz ya da yemezsiniz o sizin bileceğiniz iş. İsminizi silerek yorumunuzu yayınlamam belki okur benzeri yorumun size yapıldığını hayal edersiniz. Yorumlara hatta eleştirilere açığım. Yanlız belli sınırlar çerçevesinde. LÜTFEN!
Evet "Söz vardır insanı yola getirir söz vardır insanı yoldan çıkarır".

Pazar, Ekim 28, 2007

Oğlak Dolması

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.


Annem yapalı aylar oldu. Oğlak İlkbaharda bulunuyor çünkü. Bir kaç iş üst üste gelince ekleyemedim siteye yaz aylarına kaldı. Yazın sıcakta vejeteryan olmayanlar bile etten kaçar yazı da geçireyim dedim. Ve nihayet ekliyorum! Tarif Kuzu Dolması ile aynı. Farkı oğlak çok küçük olduğu için orjinal tarifimize uyduk ve bütün pişirdik. Bakmayın böyle iri göründüğüne ben geçirdiği cerrahi operasyonu görmeniz için yakından çektim.



Fırından çıkınca dikişleri alınmadan önce;



Biraz esprili yazdım ama şu günler hepimizin ihtiyacı var değil mi? Ve küçük bir ayrıntı güzel kızarmış olmasına rağmen üstü çok koyu çıkıyor fotoğrafta.(Annem yaptığı için rahat yazıyorum)

Cumartesi, Ekim 27, 2007

Erik Reçeli

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.



Erikler fazla geldiğinde annemin yaptığı, tadına baktığımızda bu reçelin daima yapılmasına karar verdiğimiz bir reçel. Hımm bu cümle biraz sözlükten alınmış gibi oldu ama değiştirmeyeceğim. Ya aslında bu erikler bana fazla gelmemişti. Aile benden habersiz bir karar almış. Bu da küçük bir ayrıntı.
Malzemeler;

  • 1 kg. erik
  • 1 kg. toz şeker
  • 1,5 su bardağı su
  • 1 limon suyu veya 1 gr. limon tuzu

Hazırlanışı;

  1. Erikler yıkanır. İkiye ayrılıp çekirdekleri çıkarılır.
  2. Şeker, su tahta bir kaşıkla karışıtırarak kaynatılır. Kıvamı koyulaşınca erikler ilave edilir.
  3. Meyveler çok ezilmeden limon suyu veya limon tuzu ilave edilir bir taşım kaynatılır.
  4. Ocaktan alınır ılınınca kavanozlara doldurulur.

Erikler iriyse doğranabilir biz reçellerin tanelerini ve iri olanlarını tercih ediyoruz.

Cuma, Ekim 26, 2007

Mantarlı Patlıcanlar

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.

DSCN5937

Derin dondurucular bizim eve girdikten bir sene sonra çok sevdiğim patlıcan közlemesini yiyemez oldum. Hani üst üste közlenip dolaba koyma fasılları var ya? İşte bu esnada kaybettim patlıcan sevgimi. Acıklı mı oldu? Bende bol bulunca bulandırma hastalığı var. Bunu sevdim, çünkü yemek yapma imkanları kısıtlı bir zamanda yapılmıştı.
Malzemeler;

  • 1 kg. küçük patlıcan
  • 1 kg. domates
  • 250 gr. mantar
  • 1 çay bardağı zeytinyağ
  • 4-5 diş sarımsak
  • Fesleğen, maydanoz
  • 1 limon suyu
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • Tuz
Hazırlanışı;
  1. Patlıcanlar yıkanır, kurulanır bir kürdanla sık aralıklarla delinir. Ocakta veya fırında közlenir.
  2. Soyulur ve limon suyuna yatırılır.
  3. Mantarlar yıkanır ayıklanır ve küçük doğranır.
  4. Domateslerin kabukları soyulur, rendelenir. Sarımsaklar soyulur rendelenir.
  5. Bir tencerede zeytinyağ kızdırılır domates dökülür karıştırılır. Mantar ve sarımsak ilave edilir. Tuz, toz şeker ilave edilir. Koyu sos kıvamında pişirilir.
  6. Közlenmiş patlıcanlar süzülür, bir kağıt havluyla ıslakılığı alınır. Servis tabağına alınır. Sosu ilave edilir, maydanoz ve fesleğenle süslenir.
Bu dünkü fotoğraftaki patlıcanın tarifi. Bunu İrem'in annesi de yapmıştı ama sanırım tarifini eklememiş.

Perşembe, Ekim 25, 2007

Küçük Notlar

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.



Denizin ışıldadığı bir vakit. Sonrasında ne olmuştu hemen hava bozmuş muydu? Hatırlamıyorum. Annemin tatil köyü imkanlarıyla kurduğu küçücük sofralar. Ve dönüşümüzde İrem'in annesinin hazırladığı güzel yemekler. Bunların tarifi yok. Günün yorgunluğuyla sofrayı nasıl kurduk ve fotoğrafı nasıl acele çektim bunun hiç tarifi yok. Çiğ köfteyi babamın arkadaşları yapmış bunun da tarifi yok. Aaa annemim patlıcanını yazabilirim ama yarın...

Salı, Ekim 23, 2007

Hüzünlü Bayram

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.


Bayramda şehir dışındaydım. Yakın ama evden uzak bir yer. Hava da bizimle aynı hüzünü paylaştı sanki?

Tariflere başlamak bir kaç günümü alacak ama paylaşmak istediğim başka bir şey var;
Bayramlar hep neşe ve sevinç vermiyormuş. Çocuklar için sevinç büyükler için birleşme ve kaynaşma vesilesi olan bayram günleri gelmeden bir kaç gün önce yüreklerimiz öyle bir yandı ki bu kor bizi bir bayram boyu ağlatmaya yetecek kadardı. Her cenazede acımız bir kat arttı. Yaşanmamış hayaller, yarım kalmış hayatlar, yarım kalmış aileler. Gidenler şehittir. Öyle güzel bir makamdır ki Müslüman bir insanın en büyük arzusudur. Ama kalanlar içimizi parçaladı. Bununla da kalmadı devamı geldi. Birileri bayramı ve sonrasını annelere, çocuklara hepimize zehir etti. Umarım kendi zehirlerinde boğulurlar. Önce şehit ailelerinin sonra hepimizin (çünkü bizler bir aileyiz birimizin içi yanınca hepimizin yanar) başı sağ olsun.

Cuma, Ekim 05, 2007

Altunizade Çorbası

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.



Kalabalık malzeme listesine sahip olan çorba çeşitlerinden biri. Hazırlamaya başladığımda bir iki eksiği farkettim onlarsız olmaz dedim. Tamamladılar. Benim eskiden küçücük olmazlarım vardı. Şimdi bir sürü olmazsa olmazım var. Bu kötüye alamet değil mi? Kabul etmek bu gidişatı durdurur mu? İşin daha fenası ben bu halden memnunum. "İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur" derler. Acaba aradan geçen zaman dilimi atlanarak mı yetmişinde aynı oluyor? Yani 63 sene farklı huylardan sonra yetmişe gelince yedideki huylara dönülüyor. Bu ince bir konu biraz daha uzarsa elimde kalır kopar. En iyisi malzemelere dönmek;
Malzemeler:


  • 1 kuru soğan
  • 4 diş sarımsak
  • 1 patates
  • 1 havuç
  • 10 mantar
  • 100 gr. kıyma
  • 2 yemek kaşığı maydanoz
  • 7 su bardağı et suyu
  • 150 gr. tereyağ
  • 2 yemek kaşığı tel şehriye
  • 1 yumurta sarısı
  • 1 limon suyu
  • Pul biber, karabiber, tuz

Hazırlanışı;

  1. Tereyağın 100 gramı bir tencerede eritilir. Yemeklik kıyılmış soğan, sarımsak ve kıyma kavrulur.
  2. Haşlanmış küçük doğranmış patates, havuç ve bezelye ilave edilir karıştırılır.
  3. Et suyu (ben tavuk suyu kullandım), karabiber, tuz ve ince kıyılmış mantarlar ilave edilir.
  4. Kaynayınca tel şehriye ilave edilir kısık ateşte kaynamaya bırakılır.
  5. Yumurta sarısı ve limon suyu blendırda çırpılır. Ağır ağır çorbaya ilave edilir.
  6. Kıyılmış maydanoz ilave edilir, ocaktan alınır.
  7. Kalan yağ eritilir biberle sos yapılır çorbanın üzerinde gezdirilir ve servis yapılır.

Arka arkaya çorbaları yazdım ama gerçekten şu günler iştahsız günlerimiz. Neyse ki çorbaya hayır diyemiyoruz.

Çarşamba, Ekim 03, 2007

İftar Çorbası

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.



İftara yapmıştım. Mutfak tezgahında o kadar çok el dolaşıyordu ki bitiremem sandım ama başardım. Sofrada fotoğraf çekecek vaktim kalmamıştı. Vazgeçmedim yemekten sonra çektim!
Malzemeler;

  • 100 gr. mantar
  • 100 gr. tavuk göğsü
  • 150 gr. tereyağ
  • 2 yemek kaşığı tel şehriye
  • 1 su bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1 yumurta sarısı
  • 7 su bardağı et suyu
  • 1 çay kaşığı beyaz biber
  • 1 limon suyu
  • 1 tatlı kaşığı hindistan cevizi rendesi
  • 100 gr. kaşar peynir rendesi

Hazırlanışı;

  1. Tuzlu suda hafif haşlanmış tavuk çok ince didilir. Mantar ince kıyılır. Bir tencerede tereyağ eritilir mantar, tavuk ve şehriye hafif kavrulur. Et suyu ilave edilir kaynadıktan sonra kısık ateşte 5- 10 dakika bırakılır.
  2. Süt ve un blendırda çırpılır ve çorbayı tahta bir kaşıkla karıştırarak yavaş yavaş ilave edilir.
  3. Limon suyu ve yumurta sarısı blendırla çırpılır aynı şekilde ilave edilir.
  4. Son olarak hindistan cevizi rendesi ilave edilir ve bir taşım kaynadıktan sonra ateşten alınır.
  5. Arzuya göre kaşar peynir rendesi veya biberli yağla servis yapılır.

Pazartesi, Ekim 01, 2007

Hellim Peynirli Salata

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.



Salatayı kahvaltı etkinliği için yapmıştım ama olmadı ekleyemedim. Malzemeler marul, domates, reyhan, naneye ilaveten bu sene taze kekik kullandım yaz boyu. Küp, küp doğradığım hellim peyniri salataya yakışmıştı bence. (Bunun övünmekle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur yani damak zevkimize uymuştu diyelim.)
Hellim peynirini tereyağda hafif kızartarak yemekte ayrı lezzetli oluyor.

Tarhana Çorbası

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.
Çabuk, çabucak yapılan bir çorba. Ama hani yazdan hazırlamışsınızdır kışın kullanmak üzere emek emek. Sonra iki kaşık koyarsınız kaynatırsınız öylesi değil. Zaten ona çabuk denmez nerdeyse bir aylık işi var. Hımm bir de her zaman anlatılan hikayesi;
Devrin sultanı, Ramazan ayında, bir gün tebdil-i kıyafetle şehri dolaşmaya çıkar. Yanında baş veziri vardır. Sultan; Paşa, akşam ezanı kimin kapısının önünde okunursa o evde iftar edelim, der. İftar vakti yaklaşmıştır. Ara sokaklara girerler. Her evin kapısının önünde bir kişi beklemektedir. Bir misafir bulup evlerine iftar için çağıracaklar. Başkalarına iftar ettirmenin zevkine tadacaklar ve sevabını alacaklar.

Sultan ve veziri kendilerini tanıtmadan, herkese selam vererek giderler. İftar topu atılıp akşam ezanı okunmaya başladığında, fakir ama gönlü zengin bir Müslümanın evinin önündedirler. Zaten ev sahibi de iftara birilerini çağırabilmek için orada beklemektedir. Sofra hazırlanmış. Sıcacık taze ekmek, tuz ve mis gibi tüten bir çorba vardır. Tuzla iftarlarını açarlar, ekmek ve çorba ile karınlarını doyururlar. Çorba, sultanın çok hoşuna gitmiştir. Ev sahibine; “Bu çorba çok hoşuma gitti. Ne çorbasıdır bu?” diye sorar. Çok zeki ve ferasetli olan ev sahibi; “Darhane çorbasıdır, sultanım” diye cevap verir.


Darhane, Anadolu insanının dilinde “tarhana” olarak yerini alır. Bazı yerlerde ise daha da kısaltılarak “tarana” olarak kullanılır.
Sebzenin bol olduğu uzun yaz günlerinde yapılır ve kurutulurken mayalı kokusu bütün evi sarar ve sırf bu koku yüzünden terk edilir tarhana yapımı. Bu da bizim hikayemizdi. Geçen hafta bir çorba yapayım dedim. Aklıma takıdı acaba tarhana malzemelerini koyup çabuk bir çorba yapabilirmiyim? Bizce güzel oldu. Bizce diyorum aslında ben çok yemek seçerim onun için yemek konusundaki fikrimi pek önemsemem ama diğer aile bireyleri beğendi.
Malzemeler;

  • 2 kırmızı biber
  • 4 kırmızı domates
  • 3 yeşil domates
  • 5-6 yeşil sivri biber
  • 5 diş sarımsak
  • 1 büyük kuru soğan
  • 5-6 tane küçük acı biber veya bir yemek kaşığı pul biber
  • 1 çay kaşığı karabiber, tuz
  • 1 kase doğranmış maydanoz, nane, kekik ve fesleğen
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1 su bardağı süt
  • 1 litre su
  • 2 su bardağı et suyu
  • 150 gr. tereyağ
  • 1 yemek kaşığı domates - biber salçası

Hazırlanışı;

  1. Bütün sebzeler iri doğranır yoğurt, süt, un, baharatlar ve su ilave edilir bir kaşıkla karıştırılarak harmanlanır. Düdüklü tencerede 15 dakika haşlanır.
  2. Blendırdan ve süzgeçten geçirilir.
  3. Bir tenecerede tereyağ eritilir bir salça hafif kavrulur, süzülen çorba ve et suyu ilave edilir. Kaynayana kadar karıştırılır.

Baharat damak zevkinize kalmış. Bir de blendır ve süzgeç; sanırım bizim blendır biraz eski belki yeni tekniklerde süzgeç kullanmaya gerek kalmayacaktır. Son olarak 2 diş sarımsak rendeleyip ilave ettim ve 2-3 dakika sonra ateşten indirdim. Yanlız aceleye geldi fotoğraf çekemedim. Bir daha ki yapışımda ekleyeceğim.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...