Pazar, Ağustos 28, 2011

Bir Ramazan Biterken

DSCN6477

Takılıp kalmamak lazım bazı şeylere ama olmuyor. Bekleyeceğim iftar sofralarını eklemek için İrem dedim. O Gazete bloğuyla meşgul bu aralar ya "bekleee" dedi. Beni duydu mu yoksa duymuş gibi mi yaptı? Bayramda anlayacağım. Ama hazırladığı sayfalara gıda ürünleri koymaması için adeta yalvardım. Bakmadan anlaşılamaz bakınız ama.... Ramazan günü bakmaklada doyulmaz. Gelelim iftar sofralarımıza; Masalardan ilki bizim evin en güzel iftarı ve akşamı. Yıllardır süren hasretin vuslata dönüşmesi. Kaleme döksek eskilerin deyimiyle? Sanırım ifadesi uzun olacaktır. Ve kalem pes edecektir.
Menüde ne varsa genel olarak annemin ve benim sürekli yaptığımız şeyler olduğu için fotoğraf çekmedim. Tarifleri bloğumuzda var. (Annem denenmemiş yemek misafire denenmez der.) Ama eskileri hatırlatmak açısından yazabiliriz. Menüde;
  • Kuşkonmaz Çorbası
  • Mercimek Çorbası
  • Minik Güveçler
  • Patlıcanlı Köfte Kebabı
  • Kızartma Et
  • Pilav
  • Su Böreği
  • Zeytinyağlı Enginar Dolması
  • Zeytinyağlı Yaprak ve Karışık Kuru Sebze Dolması
  • Patlıcanlı Sarmalar
  • Tavuklu Salata
  • Mevsim Salata
  • Baklava
  • Güllaç
  • Karışık Komposto (Vişne, Çilek)

Sadece iftariyelik çerez tabağını,

DSCN6493

Ve acele şekilde masaları çektim.

DSCN6475

O kadar acele ki iftariyeliklerin üstünü açmamışım? Ve umarım bütün hasret kalanlar kavuşsun.

Not; Unutmadan yazmalıyım; gözyaşı olmadan mutluluk olmaz. İnsanın  ilk öğrendiği şey ağlamaktır, gülmeyi sonra öğrenir. Dikkatinizi çekti mi acı bir durumda insanlar güldüğünde eyvah delirdi mi? şeklinde bakarlar. Ama mutluluk zamanınızda mutluluktan ağladı denir ve hiç sakil durmaz. Bu  Ramazan başlayan farklı bir açılım var falan yerde filan açken, filan şehitken bu kadar çeşite ne hacet utanın, ağlayın! (Her ne hikmetse bu utanma olayı ya Ramazan'a  ya Kurban'a denk gelmektedir.) Elbetteki şehitler için veya Somali için gözlerimiz yaşlı. Fakat inanın biz öyle bir milletiz ki şehit aileleri bile gelen dostlarına ziyafet verir ve sevabıyla şehidinin sevineceğini düşünerek rahatlar.  Dostlarına ziyafet vermekte güzel bir haslettir düşüncesindeyim. Eğer pişirdiklerinizi israf etmiyorsanız ki  kırıntıya bile dikkat ederiz ziyafet masasıyla sizin günlük masanız farklı olabilir. Yedikleriniz mide boyutunuza göre olacaktır. Fazlaca çeşit yapıldığı için kimse mide fesadına uğratmayacaktır kendini. Bir çeşitten 5 kaşık yerine beş çeşitten birer kaşık alacaktır misafirler. Et yemeyen tavuk tavuk yemeğen sebze yiyecektir. Sadece ekmeklede açsanız iftarınızı falan aç yarısını onlara postalıyayım deme şansınız yoktur. Ulaştırabildiğimiz kadarını elbetteki ulaştırmaya çalışıyoruz ve ulaştıramadıklarımız için üzülüyoruz. Ve bizlerde bazen sadece iftariyeliklerle iftar ediyoruz. Bazen dostlarımızla bir önceki iftardan kalan yemekleride yeriz.  Ez cümle; Evimize gelen misafiri veya dışarıda ağırlayacağımız misafiri sınırlandırmaya karşıyım.


Perşembe, Ağustos 25, 2011

Kavacık'ta bir bostan

Mısırlar, fasulyeler, domatesler

Tülin abla yıllardır şuraya bir bostan yapsam şuraya da iki sandalye atsam hayalini gerçekleştirdi. Neredeyse bütün yazını bostanını sulayıp meyve ve sebzelerini toplayarak geçiriyor. Ramazan'dan önce bizi de davet etmişti. Gidip biz de bir günlüğüne İstanbul'un kıyısında bostan suladık, fasulye topladık. Şimdi de o gün topladığımız fasulyelerle zeytinyağlı yapıp iftarda yiyoruz. Ne kadar lezzetli olduğunu belirtmeme gerek yok tabii.
Mini mini dolmalık biberler

Ben daha çok hamakta yattım o gün ama biraz sulama işine de katıldım. Sonra daha yeni yeni büyüyen sebzelerin meyvelerin fotoğraflarını çektim. Kabak çiçeklerine koparıp dolma yapsam mı diye baktım ama kıyamadım. İkinde de mangalı yakıp sebzelerden kızartmaya közlemeye başladık. Bahçeden kopardığımız patlıcanla bir parlıcan salatası; salatalık, biberle salata. O zaman domatesler çok küçüktü. Geçen gün iftarda bir araya geldiğimizde bostanından gelen domatesle salata yapmıştı Tülin abla.

Pazartesi, Ağustos 22, 2011

bir gazete açıldı!



Yeni başladığım içinde kültür, sanat, moda, değişik yerler, yemekler, restoranlar, dekorasyonlar, tasarımlar, sanal sergiler ve daha pek çok şeyi barındıracak kardeş bloğumuz, hafta sonu ilavemiz, bir blog, bir dergi, bir gazete...

http://birgazete.blogspot.com/


Cuma, Ağustos 12, 2011

Radikal'in yaptığı tatsızlık

Geçen gün Twitter'da Cafe Fernando'nun Radikal'in yemek bölümüyle ilgili serzenişini görünce bir bakıyım neler olmuş derken önce ilk sayfalarda tanıdık yemek fotoğrafları gördüm bir sayfa daha ilerleyince de babaannemin bize hediye ettiği masa örtüsü üzerinde böreklerimi gördüm. Fotoğrafla altındaki yazının tek alakası ise örtünün Ankara'dan gelmiş olması. İşte araştırmacı gazetecilik!

Yıllardır yemek blogumuz var bu kadar çalıntı fotoğrafla uğraştık amatör siteler aldı sinirlendik ama Radikal'in sayfasında görmek ayrı bir şok oldu. Bazılarının altına fotoğrafları aldıkları yerin adresini koymuşlar bazılarında bir şey yok. Benden herhangi bir izin alınmadığı kesin. Kendilerine birkaç kez fotoğrafımı kaldırmalarını söyledim ama herhangi bir değişiklik olmadı. İşte durum böyle.

NOT: (22 Ağustos) Bugün baktım lütfedip kaldırmışlar ben herhangi bir özür filan almadım tabii.


Cuma, Ağustos 05, 2011

İftarda Denemeler


  İftar Menüsü

~ Vişne Kompostosu 
(Çilek & Vişne karışık halinin tarifini veriyorum.)
(Tavuk suyu ve şehriyeli)
~ Dana Biftek
(Defne Yaprağı ve Domates Soslu)
~ Kremalı Patates Püresi
~ Pirinç Pilavı
~ Közlenmiş Kırmızı Biber
(Sebzeli Mantarlı Sos ile)
~ Sebzeli Mini Napoleonlar
~ Akdeniz Salatası
~ Çikolatalı Ekler





Dün akşam 6 kişilik bir iftar davetimiz vardı. Uzun zamandır denemek istediğim iki tarifi deneyebildim. Şekil olarak tam istediğim gibi olmadılar o yüzden istediğim versiyonu yakalayınca tariflerini daha içim rahat paylaşabilirim. 

Nadiren yense de iftariyelik hazırlanmadan olmuyor. Ama reçel ve pide de çok güzel bir ikili.

 Ana yemekten ziyade çorba ve salatalara önem verdiğimden ve iftar anındaki hengamede fotoğraf çekmek çok zor olduğundan sadece birkaç salatanın fotoğrafı var maalesef.

Kızartılmış bostan patlıcan dilimleri, üzerinde domates, yeşil biber, kırmızı biber ve mantardan oluşan bir sote sos ile servis edilince harika oluyor. Linkte verdiğim tariften farklı olarak ben sarımsak ve şeker koymadım. Bostan patlıcanı epey tombul aldığımdan dilimler devasa oldu. :)




İşte çook uzun zamandır denemek istediğim o tarif. Sofradaki ikinci patlıcan bu sefer püre halinde. Burada hesaba katmadığım kabak ve mantarların büyüklüğüne kıyasla domateslerin onlara uymayışı oldu. Hepsinin aynı boyutta olmasını istemiştim ama yapmaya başladığımda bir daha gidip elimde cetvelle domates almak çok zor geldi. Ve yapılışını fotoğraflayamadım.

Misafirlerimiz görünüşünü ve tadını çok beğendiklerini söylediler. Daha eşit boyutta sebzeler ve daha güzel bir ışıkla bir kez daha yapmayı düşünüyorum o zaman tarifini ekleyeceğim. Çok hafif çok şirin servisi biraz "devirmeden nasıl tabağa aktarsam" ama bir patlıcan sever olarak bence lezizdi. Yapımı da kolay ve eğlenceli.




Közlenmiş kırmızı biberleri aslında yukarıdaki napoleonlara ekliyecektim ama kendisini taşımayacak bir kule olacağına karar verdim. Bu yüzden bunlar böyle gül şeklinde zeytinyağlı olarak servis yapıldı.





Fotoğrafını çekmeyi unuttuklarım; Mayonezli/Yoğurtlu, Bol Otlu Tavuk Salatası, Künefe, Çikolatalı Ekler, Sultan Çorbası, Dana Biftek, Patates Püresi. Sanırım bifteğin bu versiyonu henüz blogta yok yakın zamanda ekleyeceğim. Kuzu eti yemeyen misafirler için lezzetli bir tarif.

Sofrada çok şey varmış gibi görünse de aslında her şeyden azar azar yapıldığı için zor olmadı. Artanlar ise streçlenmiş buzdolabında akşam yenmeyi bekliyorlar.


Perşembe, Ağustos 04, 2011

Velibah (Çerkez Böreği)

DSCN5850

Sanırım bir çok Çerkez arkadaşın bloğunda var olmayanlarda eklemek üzeredir. Ve bir memleketin yemeğini illa ki o memelekete ait insanların daha iyi yaptığına inanırım ben. Sanki oraya has bir tad,  bir aroma vardır ellerinde ve onu katarlar. Lezzeti için gerekli pek çok şeye sahip değiliz.  Çerkez eli değmiyor, sacımız yok. Ama ben  arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarıyla yazacağım. Sacımız olmadığı  için teflon tavada yapsakta biz severek yiyoruz. İremle son yediğimizde yazacağım bunu demiştim. Ve senesi doldu. Geçen sene bir iftar akşamıydı aramızdaki konuşma. (Tarifi yazmakla ilgili konuşma yoksa, arada konuşuyoruz. Bana göre korkunç birşey görüyorum İreem bak ne gördüm sokakta diyerek başlıyorum. İrem'in gayet sakin: " O zaten öyleydi sen yenimi farkettin?" Cevabıyla daha bir kötü hissediyorum. Alıştırarak söylemek huyu yok kuzenimin. Acı tek dozda ve çabuk verilmeli düşüncesi hakim kendisinde.) O günden sonra insan birer harf yazsa tarif çoktan yazılmış olurdu. Bu yılın iftar sofraları başlamadan ekliyorum;
Malzemeler;
Hamuru için;
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 su bardağı ılık süt
  • 5 su bardağı un
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1 yemek kaşığı tuz
  • 1 paket toz maya
  • 500 gr tereyağ
İç Harcı İçin;
  • 2  kg patates
  • 200 gr süt
  • Tuz
Hazırlanışı;
  1. Hamur maya paketinin üstündeki tarife uygun yoğrulur
  2. Patatesler  haşlanır, ezilir.  Süt ve tuz ilave edilir karıştırılır. Bildiğimiz püreden biraz koyu bir kıvamı vardır. Yuvarlak iri bezeler halinde hazırlanır.
  3. Hamur bezeleri merdaneyle pasta tabağı büyüklüğünde açılır. Ortasına patates koyularak kenarları üstüne kapatılır.
  4. Elle bastırarak açılır ve inceldiğinde sac üzerinde arkalı önlü çevirerek pişirilir. Bir tabağa alınarak eritilmiş yağ kaşıkla gezdirilerek yağlanır.

My creation

Fotoğrafların bazılarını değiştireceğim yakında ve patates ezeceğinin fotoğrafınıda ekleyeceğim, gece geç vakit bulduğum resimler bunlar. En güzel iftar sofralarında en güzel insanlarla buluşmanız dileğiyle,

    LinkWithin

    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...