Çarşamba, Mayıs 02, 2012

Tablolardan fırlayan danteller, Keyifli Sohbetler ve Leziz Yemekler


Bugün Sakıp Sabancı Müzesi'nde uzun bir zamandır devam eden hemen her yerde boy boy posterlerini görebileceğiniz Rembrandt ve Çağdaşları sergisine yakındaki arkadaşlar ve uzaktaki arkadaşlar orta noktada buluşarak gittik. Hem sergiyi gördük hem birbirimizi gördük. Taa, Beylikdüzü'nden denizi sağımıza alıp belki biraz uzun ama gözümüze hitap eden bir güzergah eşliğinde yola çıktık. Uzun yol boyunca ya pırıl pırıl deniz ya da çiçek açmış eflatun erguvanlarla hiç sıkılmadık diyebilirim (ama dönüş için aynı olumlu cümleleri kuramayacağım maalesef). Hakikaten uzuuun bir yoldu ama gittiğimize, yorulduğumuza değdi.

"Yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini anlat" mı derdiniz acaba bilemiyorum ama öncelikle sergiden sonrada yiyip içtiklerimizden bahsedeceğim.




Tablolardan Fırlayan Danteller

Açıkçası sergi hakkında söylenebilecek çok şey var. Kısacası sergiyi gezerken abartısız her tablo başında "a-aaa!" "nıck nıck" "bu nasıl bir şey böyle?!" tarzındaki hayret nidalarını sık sık duyacaksınız; şaşkınlık ve hayranlıkla tablonun hangi bir köşesini inceleyip hangi noktasına hayran kalacağınızı bilemeden yanındakine geçeceksiniz ama gözünüz hep bir öncekinde kalacak, keşke biraz daha uzun bakabilseydim diyeceksiniz içinizden. Tablolar sanki üç boyutluymuş gibi karşınızda duruyor. Hani pek çok eski resme bakarken kendinizi sanki eski zamana gitmiş gibi hissedersiniz. Bu sergideki tablolarda eski zamana gitmiş gibi değil sanki eski zaman şimdiki zamana gelmiş gibi hissettiriyor. Bazı tabloların yanında o dönemden günümüze kalmış bir eldiven, bir bardak gibi objeleri de inceleme fırsatına sahip olacaksınız. O kadar harika bir gerçeğe yakınlık var; hâlâ o kadar canlı ve yeni. İnsanların kıyafetlerindeki dantellerin en küçük ayrıntısını bile görebilirsiniz, tablolardaki kuşlar, tavşanlar, kediler sanki silkinip her an tablodan üzerinize atlayacakmış gibi duruyor. En sade tabloda bile bir hareket, en az bir tane hikaye var. Mübalağa mı? Kesinlikle değil.


Serginin bir bölümünde Rembrandt ile ilgili bir belgesel gösteriliyor. Belgeselim gösterildiği alan çok küçük olmasa da oturma düzeni sinemaya uygun olmadığı için ekranın yarısında önünüzdeki kişileri görüyorsunuz maalesef. En öne oturamadıysanız bir şey anlayarak seyretmek biraz zor. İstediğiniz gibi rahat rahat seyredemediyseniz internetten indirip seyredebileceğiniz benzer bir belgesel mevcut. BBC yapımı belgesel Simon Schama's Power of Art adındaki belgesel dizisinin 3. bölümü: Rembrandt. Tablolarını ve yaşamını 1 saatlik bu belgeselde daha geniş ve Simon Schama'nın güzel anlatımıyla öğrenebilirsiniz. Serinin diğer bölümlerini de tavsiye ederim.

Biz yaklaşık iki buçuk saat gezdik ama yine de yetmedi. Sabancı Müzesi'nin bu kadar uzak olmasaydı bir kez daha giderdim. Belki bitmeden bir kez daha görebilirim. Gitmeyi düşünenlere tavsiyem uzun sürede yorulmadan ayakta durabilmenize yardımcı olacak çok rahat bir ayakkabıyla gitmeniz. Bir de girişte ücretsiz verilen dinleme cihazlarını alarak, her tablonun hikayesini rahat rahat dinleyebilirsiniz gözünüzden kaçan ayrıntıları öğrenebilirsiniz.


Keyifli Sohbetler ve Leziz Yemekler

Sergiden istemeye istemeye çıktık. Bu arada yol kenarında olta kiralayan amcanın rüzgarda haşince uçuşan oltaları benim kıyafetime saplandı. Neyse ki yüzüme - gözüme değil. Artık o kadar aç ve yorgunduk ki hemen önceden gitmeyi planladığımız Lokma'ya gittik. Bir türlü bir masa beğenemedik en sonunda bir yere oturduk.

Ee altı kişiyiz; menüye bakıyoruz... bakıyoruz... ne yesek karar veremiyoruz. Menüyle uzunca bir süre savaştıktan sonra "birimizinki hepimizin hepimizin ki birimizin" mantığında yemeklerimizi sipariş verdik: Kavurmalı Pide, Hünkar Beğendili Pide, Penne Arabiata, Pesto Soslu Penne Bonfile, Köri Soslu Tavuk, Patlıcanlı Bonfile Dilimleri.


Tabaklar gelmeden önce kendimizi dizginledik masadaki diğer kişileri uyardık: "Yemekler gelince önce fotoğrafını çekeceğiz!" Yemeğin sunumunu hiç umursamadıklarını söyleyen çok kişi duydum. Benim için öncelikle görünümü harika olmalı sonra tadı harika olmalı. Neyse ki gelen tabaklar bu konuda da hayal kırıklığına uğratmadı.





Herkes birbirinin tabağındakilerin tadına kardeş payı bakarak ve aldığımız hiçbir şeyden hoşnutsuz kalmayarak karnımızı doyurduk diyebilirim. Benim özellikle beğendiklerim: Hünkar Beğendili Pide ve Patlıcanlı Bonfile Dilimleri. Evde de severek yaptığım Penne Arabiata için "acılı" uyarısında bulunmuşlardı ama bana göre güzeldi ama çok çok az acıydı. Pesto Soslu Penne Bonfile'yi kendimce uyarlayarak evde denemeyi düşünüyorum. Taze fesleğenler çıktı mı?


Bugün hava dışarıdan çok güneşli görünse de çok üşüdük. Neyse ki bir süre sonra ısıtıcıları açtılar sorun ben de değil herkes üşüdü yani :) Bu yüzden yemeğin üstüne ısınmak için latte içtim. Twitter'dan takip edenler az çok bir kapuçino bağımlısı olduğumu tahmin etmiştir. O gün erkenden çıkınca kahve içmeye fırsat bulamamıştım. Menülerinin tatlı kısmını genişletirlerse daha güzel olacağını düşünüyorum.

Rumeli Hisarı'nın harika manzarası... Vaktimiz olsaydı keşke yemekten sonra biraz yürüyüş yapabilseydik harika olurdu diye hayıflandık. Böylelikle artık kalkalım evimize barkımıza gidelim dedik ama o an bizi bekleyen trafiğin halini bilmiyorduk, mutluyduk (İstanbul trafiği için "o kadar kusur kadı kızında da olurmuş" sözü doğru gelir mi?).


Bu yazıyı yazmadan önce biraz düşündüm; Lezize'de sadece evde pişen bizim veya arkadaşlarımızın yaptıkları yemekleri ekliyoruz acaba dışarıda gidip yediğim bir yerin yemeğini eklersem garip karşılanabilir mi? Açıkçası sonuç olarak nasıl arkadaşımın evinde yediğim bir yemeğin fotoğrafını koyup tarifini önerebiliyorsam dışarıda yiyip beğendiğim bir yemeği de burada tavsiye etmekte bir sakınca görmedim. Genelde dışarıda yediğim yemeklerden memnun kalmıyorum bu yüzden beğendiklerimi de paylaşmak istedim. Bizim için çok güzel bir gündü okurken inşallah sıkılmadınız.

1 yorum:

  1. Anlatımınız çok güzel. Müzeyi ve eserleri görmüş, yemekleri de yemiş, manzarayı, boğazı seyretmiş kadar oldum . Teşekkürler.
    Beni de ziyaret ederseniz bende ödülünüz var almaya bekliyorum.

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...