Cuma, Mart 31, 2006

Gül Şurubu



Gül Şurubu

En az reçeli kadar güzel oluyor. Kokusu lezzeti sizi alıp eskilere götürüyor. Ne eskisi gibi kalalım ne de her önümüze gelen yeniyi kullanalım derim ben. Eskinin de yeninin de güzel, faydalı, bize kimliğimizi unutturmayan her şeyini kullanmaktan yanayım. Ben İrem'e çikolatalı kekinin yanında bunu ikram ettim; belki size bir fikir verecektir. Hem de çok özel bir günde; güneşin tutulduğu gün. O da bana nescafeli kola yapacak bir gün ??? Fakat eğer bir dahaki güneş tutulmasını beklerse 54 yıl beklemem gerekecek....

Malzemeler:


  • 100 gr. kokulu gül yaprağı
  • 300 gr. toz şeker
  • 3 tatlı kaşığı limon tuzu
  • 4 su bardağı su

    Hazırlanışı:

    1. Gül yaprakları ayıklanıp yıkanır. Beyaz sapları alınır. Suyu süzüldükten sonra limon tuzuyla ovulur.
    2. Cam bir kavanoza konulur. Kış için hazırladıysanız hiç su koymadan kapağı kapatılır. Serin bir yerde saklanır. (ben derin dondurucuya koydum)
    3. Kullanacağınız zaman yarım saat önce çıkarıp üzerine su koyarak açılmasını sağlayın. Su koymazsanız güllerin rengi bozulur. Yarım saat sonra şeker ve arzu ettiğiniz miktarda su ekleyip karıştırın, yarım saattte güllerin rengini vermesini bekleyin.
    4. İkram edeceğiniz bardaklara süzerek aldıktan sonra üstüne birer gül yaprağı koyabilirsiniz.


    1. Bir başka tarif: Gül yaprakları kavonoza basarak doldurulur. Üç limon suyu eklenir. Kapağı kapatılıp dolaba koyulur, her gün bir kere çalkalanır.
    2. Kavanozun altındaki yapraklar suyun üstüne çıkana kadar beklenir. Şekeri ve suyu ilave edilip karıştırılır. Süzülerek ikram edilir. Bunu bir ay içinde tüketmelisiniz.
  • Pazartesi, Mart 27, 2006

    Doğumgünü Kahvaltısı


    Sadece üç kişilik bir kahvaltı bu. Annemizin yaş günü. Bu kahvaltıda İrem yoktu. Öğleden sonra gelebildi. Zaten gördüğünüz gibi çok hazırlığımızda yoktu. Neden hep fedakar olanlar kaybeder bilmem. Ama bize yaptığı hazırlığı biz ona yapamadık. Benim nedenim vergi iade fişleriydi. Sabah beşte bitirebildim.


    Çiçek babamdandı. Bence güzel. Küçük, sade ama güzel...



    Anlatacağım tek bir tarif var iyi mi? Küçük gözlemeler hazır yufkayla yapıldığı için kolay. Ama karışık kızartma güzel oluyor bence...


    Malzemeler:


    • 3 büyük patates
    • 5 sivri biber
    • 1 su bardağı sıvıyağ
    • 7-8 tane soyulmuş sosis
    • 3 yemek kaşığı ketçap
    • Tuz, karabiber, pul biber, kekik


    Hazırlanışı:

    1. Patatesler soyulup küp küp doğranır. Sivri biberler ince (çok ince olmayacak) doğranır. Kızgın yağda kızartılır.
    2. Sosisler haşlanır. Küçük küçük doğranır.Bir tabakta biber, patates, ketçap ve baharatla harmanlanır. Servis yapacağınız tabağa alınır.




    Not:Yaptığınız kızartmaları havlu kağıt üzerine çıkartırsanız fazla yağları emilir hafif olur.

    Perşembe, Mart 23, 2006

    Vişneli Kümbet Pasta



    Bu pastanın orijinali kakaolu pandispanya + beyaz krema + çikolata sosundan oluşuyor. Ben değişiklik olsun diye bu şekilde; vişneli denedim. Fotoğraflarını her ne kadar beğenmesem de tarifi yazmam konusunda Sahra tarafından baskı altındayım. Tadını beğendiler ve sadece bu resimdeki dilim kaldığına göre sorun yok :). Bu şekilde teminat verebilirim, hatta küçücük pasta yapmışsın hemen bitti diye şikayet bile ettiler ;).

    10 kişilik

    Malzemeler:
    • 4 yumurta
    • 4 kahve fincanı un
    • 3 kahve fincanı şeker
    • 1 paket kabartma tozu

    Kreması için;
    • 200gr. margarin (ben tereyağı kullandım ve bir çorba kaşığı koydum 200gr. bence çok fazla)
    • 1 su bardağı + 2 çorba kaşığı un
    • 12 çorba kaşığı şeker
    • 1 paket vanilya (ben koymadım)
    • 1lt. süt
    • Çekirdekleri çıkartılmış vişne

    Sosu için;
    • 2 paket krem şanti
    • Çekirdekleri çıkartılmış vişne (miktarını bilemiyorum göz kararı)


    Hazırlanışı:
    1. 4 yumurta ve 3 kahve fincanı şekeri iyice çırpın. Unu ve kabartma tozunu eleyerek ekleyin. Karıştırın.
    2. Yağlanmış yuvarlak orta boy çok küçük olmayan bir tepsiye dökün. Pişirin.
    3. Kek pişerken kremasını hazırlayın; un, şeker ve sütü muhallebi gibi pişirin. Piştikten sonra sıcakken içine yağını atıp iyice çırpın ve soğumaya bırakın.
    4. Pişen keki iki parçaya kesin. Bir yarısını yuvarlak bir kasenin içine yerleştirin.
    5. İçine biraz krema dökün. Bir kat vişne dizin. Biraz daha krema dökün ve yine vişne dizin bu şekilde kekin içi dolana kadar devam edin.
    6. Krema dökme işlemi bitince kekin diğer yarısını bu kasenin üzerine kapatın. Kenarlarını sıkıştırın. Bu şekilde buzdolabında en az 4 saat bekletin. 1 gece önceden yaparsanız daha iyi olur.
    7. Sos için ayrılan çekirdekleri çıkarılmış vişneleri rondo veya blenderda çekin.
    8. Krem şantiyi hazırlayın.
    9. Buzdolabında beklemiş pastayı alıp yuvarlak bir servis tabağına ters çevirin. Üzerine önce krem şantiyi sürün. Ardından vişne sosunu dökün. Dilimliyip servis yapabilirsiniz.



    Posted by irém

    Reçelli Günler 2 {Gül Reçeli}



    Gül Reçeli

    Reçellerin en zahmetlisi bence gül reçeli. Tarifte 150 gr. gül yaprağı yazıyor yazmasına da onu ayıklayıp 150 gr. yaprak haline getirmek için çok vakit harcanıyor. Bu benim şahsi fikrim olmakla birlikte kitapları karıştırırken Tatlı Kitapta rasladığım şu satırlar beni rahatlattı (korktuğum kadar tembel değilmişim demekki).

    Yanlız Türkler'de değil, bütün Ortadoğu'da en makbul reçel, gül reçelidir. Azeriler´in "Atan soğan, anan sarımsak, sen haradan oldun gülmeşeker" sözü meşhurdur. Bizim deyişimizle gülmeşekerin yapımı, ilk basılı Türk yemek kitabı Melce'üt Tabbahin´de şöyle anlatılır: "Yüz dirhem ala gül varağının temizlerini ayırıp beyaz yerlerini kesip hazır edeler. Badehu (ondan sonra) damarlı ve küçüklerini yüz dirhem su ile bir taşım kaynatıp sıktıkta hasıl olan suyunu beş yüz dirhem elenmiş kelleşekeriyle tencereye koyup eridikte ayrılmış gül yapraklarını dahi atıp kıvama gelinceye kadar kaynatalar. Badehu kapaklı billur kaselerde badettevzi hıfz oluna(sonra dağıtılıp saklana). Lakin dikkat lazımdır".

    Bakınız eski insanlar bile dikkat lazımdır demiş. Ki ben onların bizden çok dikkatli olduklarına inanıyorum. Neyse sadede gelelim.

    Malzemeler:

    • 150gr. kokulu gül yaprağı(ben miktarını artırıyorum)
    • 1 çay bardağı limon suyu
    • 2250gr. tozşeker(9 su bardağı)
    • 550ml. su(2,5 su bardağı)


    Hazırlanışı:

    1. Gül yaprakları bir kaç su yıkanır (malum bahçeden olunca). Uçlarındaki beyazlıkları alınır (bunu yıkamadan yapınca kokusu suya gidiyor bence). Süzülmeye bırakılır.
    2. Bahar mevsiminde yapılırsa üzerine 250gr. şeker ve limon suyunu ilave edip yapraklar çok ezilmeden yoğrulur. Üstü kapalı serin bir yerde iki gün bekletilir. Kış mevsimi için gül yapraklarını limon tuzu ve az bir şekerle yoğrulur. Derin dondurucuda saklanır.
    3. Bakır bir tencerede şeker ve su tahta bir kaşıkla karıştırarak kaynatılır. Biraz kıvama gelince gül yaprakları ilave edilir istediğiniz kıvama gelinceye kadar üzerindeki köpükler alınarak kaynatılır (Çok kaynatılınca yapraklar sertleşir). Ocaktan alıp ılınınca kavanozlara aktarılır.
    4. Derin dondurucudaki güllerle yapacaksanız, aynı ölçülerle kaynattığınız şuruba yaprakları ilave edin.




  • Ölçüler Tatlı kitaba ait. Fakat ben bu ölçüleri kullanmadım yaklaşık bir tarif olması için verdim (çünkü babama göre bir ölçü olmalı bir kere denemiştim).


  • Not:Bahar mevsiminde yaparsam gülmeşeker tarifindeki gibi yaprakların ucunu kaynatıyorum. Çünkü kokusu daha güzel oluyor. Derin dondurucuya koyacaksam kaynatıp cilt bakımı için kullanıyorum.

    Tiramisu


    İlk defa denediğim ve çok güzel bir sonuca ulaştığım bu tatlıyı Kumsal yapar. Ben de ondan aldım tarifini. Yaklaşık bir saat telefonda hangi boyuttaki borcam tepsiye yaptığını hatırlamaya çalıştı kendisi sağ olsun :).

    Malzemeler:

    Keki için;
    • 2 yumurta
    • ½ su bardağı süt
    • ½ su bardağı sıvı yağ
    • ½ su bardağı toz şeker
    • 2 yemek kaşığı kakao
    • 1 paket kabartma tozu
    • 1 su bardağı un

    Kreması için;
    • ½ lt. süt
    • 1 paket krem şanti
    • 1,5 kahve fincanı un
    • 2 kahve fincanı şeker

    Kekini ıslatmak için;
    • 1,5 su bardağı süt
    • 1 tatlı kaşığı nescafe
    • 1 tatlı kaşığı şeker

    Hazırlanışı:
    1. Yumurta ve şekeri iyice köpürene kadar çırpın.
    2. Yağını ve sütünü ilave edin. Biraz daha çırpın.
    3. Kabartma tozunu, kakaosunu ve ununu eleyerek ekleyin. Hızlıca karıştırın ki yumurtanın köpüğü sönmesin. Biraz yağlanmış orta büyüklükte bir borcama hamuru dökün. Kek gibi pişirin.
    4. Kek pişerken 1 paket krem şantiyi bir bardak sütle çırpın ve dolaba koyun.
    5. Diğer krema malzemelerini muhallebi gibi pişirin. Ve soğumaya bırakın.
    6. Kek piştikten sonra fırından çıkartın ve sıcakken 1,5 bardak süt+nescafe ve şekeri bir bardakta karıştırıp kaşıkla kekin her tarafına dökün.
    7. Soğumuş muhallebiyle krem şantiyi iyice çırpın ve ıslatılmış kekin üstüne dökün.
    8. Üzerine bir elekle istediğiniz kadar kakao serpin ve buzdolabından bir gece bekletin. Ertesi gün yiyebilirsiniz. Eğer hemen yerseniz kek sütü tam olarak emmemiş olduğu için kuru kalabiliyor. Bir gece bekletmek en iyisi...

    Çarşamba, Mart 22, 2006

    Amasya Çöreği



    Malzemeler:
    • 3,5 su bardağı süt
    • ½ su bardağı sıvıyağ
    • 1 paket yaşmaya
    • 1 tatlı kaşığı tuz
    • 1 tatlı kaşığı şeker
    • Aldığı kadar un
    • 200gr. tereyağı
    • Ceviz (dövülmüş)



    Hazırlanışı:
    1. Tereyağı ve ceviz haricindeki diğer malzemeleri yoğurarak bir hamur elde edin. Mayalanmaya bırakın.
    2. Hamur mayalandıktan sonra 12 parçaya bölün.
    3. Altı tanesini servis tabağı büyüklüğünde açın.
    4. Açılan bu hamurların aralarına eritilmiş tereyağı ve ceviz serperek üst üste koyun.
    5. Merdaneyle biraz büyütün. Bu büyütülmüş hamurdan iki parmak eninde şeritler kesin.
    6. Her şeriti bükerek dikdörtgen tepsinin uzun tarafının boyutunda uzatın ve tepsiye böylece yerleştirin.
    7. Diğer şeritlere de aynısını yapın. Diğer altı bezeyi de aynı şekilde hazırlayıp sırayla tepsiye dizin.
    8. Üzerlerine yumurta sürdükten sonra ısıtılmış fırında pişirin.


    Patates & Köfte Kızartması



    Patateslerin çıtır çıtır olması için araştırma yaparken Tarif Defterinde gördüğüm şekilde yapalım dedik. Ama firitözümüz olmadığından tahmini yaptık. Yine de güzel oldu.

    Köfte

    Malzemeler:
    • 250gr. dana kıyma
    • 1 kuru soğan
    • 2 dilim bayat ekmek içi
    • tuz, pulbiber, karabiber

    Hazırlanışı:
    1. Rendelenmiş soğanı, ufalanmış ekmeği ve diğer malzemeleri koyup güzelce yoğurun.
    2. Fındık büyüklüğünde yuvarlayın.
    3. Bir tepsiye un serpin.
    4. Yuvarladığınız köfteleri tepsiye koyup tepsiyi sallayın, una bulansınlar.
    5. Yağda kızartın. Servis tabağının ortasına köfteleri kenarlarına da kızarttığınız patatesleri koyun.


    Ben ertesi gün bir de baharatlı (pulbiber ve kimyon koydum) patates kızartmasını denedim çok lezzetli oldu tavsiye edebilirim.

    Coleslaw {Lahana Salatası}



    Bu salatayı Tarif Defterinde pizzanın yanına ne yapsam diye ararken görmüştüm. Ben pek beceremedim sanırım ama yine de tarifini veriyim.

    Malzemeler:
    • Beyaz Lahana
    • 1 havuç
    • Mayonez
    • Zeytinyağı
    • 1 tatlı kaşığı pudra şekeri
    • Tuz, Karabiber
    Hazırlanışı:
    1. Beyaz Lahanayı çok ince kıyın. Yumuşamaları için biraz tuzla ovun.
    2. Havucu rendeleyin. Lahanayla karıştırın.
    3. Çok az zeytinyağı, karabiber, pudra şekeri ve mayonezle iyice harmanlayın.

    Zeytinyağlı Sarma & Kırmızı Biber Dolması



    Malzemeler:

    • Tuzsuz salamura üzüm yaprağı
    • 5 dolmalık kırmızı biber (Bu kırmızı biberlerin özel bir adı varsa da ben bilmiyorum ama görünümleri çok güzel)

      Harcı için:

    • 2 su bardağı pirinç
    • 4 kuru soğan
    • ½ su bardağı zeytinyağı
    • Maydanoz
    • Nane, tuz, pulbiber
    • 1 tatlı kaşığı şeker
    • Arzuya göre dolma fıstığı, kuşüzümü
    • 1 tatlı kaşığı biber salçası
    • 1 tatlı kaşığı domates salçası
    • Üç domates


    Hazırlanışı:


    1. Bir tencereye zeytinyağını koyun. Yemeklik doğranmış soğanları koyup kavurun.
    2. Salçayı ve 2 rendelenmiş domatesi ekleyin.
    3. Biraz kavurduktan sonra pirinci ilave edin ve biraz daha kavurun.
    4. Kalan domatesi küçük ve küp şeklinde doğrayıp ilave edin.
    5. Tuzunu, şekerini ve baharatlarını, fıstıkları ve kuşüzümlerini koyun. 1 çaybardağı su ilave edip pişirin.
    6. Kıyılmış maydanozu ekleyin ve dinlenmesi için kapağını kapatın.
    7. Dinlendikten sonra hazırladığınız yaprakları incecik sarın ve kırmızı dolma biberleri doldurun.
    8. Tencerenin altına biberleri, onların üstüne sarmaları dizin.
    9. Eğer yaprağınız güzelse bir çay bardağı su ekleyip kısık ateşte pişirin. Eğer biraz sertse dolmaların üstünü geçicek kadar su eklemelisiniz. Yani yaprağın pişme derecesine göre... Bu ölçülerle resimdeki tabak gibi bir tane daha olacak kadar dolma çıktı. İsterseniz ölçüyü arttırabilirsiniz.


    Not:Eğer taze yaprak kullanıcaksanız yaprakları haşlamalısınız. Eğer tuzlanmış salamura yaprak ise tuzunu atması için suda bekletmelisiniz.

    Salı, Mart 21, 2006

    Mantarlı & Sucuklu Pizza



    Malzemeler:

    Hamuru için:

    • 1,5 bardak ılık süt
    • 5 çorba kaşığı zeytinyağı
    • 21 gr. yaş maya
    • 1 tatlı kaşığı şeker
    • 1 tatlı kaşığı tuz
    • 5 bardak un

      Harcı için:

    • 4-5 domates (çok küçük küpler halinde doğranmış)
    • 2-3 biber (ince ince kıyılmış)
    • 500gr. mantar (isterseniz mantarları çok az yağda kavurabilirsiniz suyunu atması için, bu sefer benim mantarlarım sulandılar tepsiyi fırından çıkarıp suyunu atmak zorunda kaldım ama her zaman olan bir şey değil.)
    • Sucuk (ince dilimlenmiş)
    • 100gr. rendelenmiş kaşar peyniri (veya istediğiniz kadar)

      Sosu için:

    • 5 çorba kaşığı zeytinyağı
    • 2 çorba kaşığı domates salçası
    • Birer tatlı kaşığı; kekik, pulbiber, tuz

    Hazırlanışı:


    1. Geniş bir kapta ılık sütte mayayı eritin.
    2. Yağ, tuz, şeker ve unu ekleyip hamuru yoğurun.
    3. Mayalanması için; kabı bir poşetin içine koyun ağzını sıkıca bağlayın veya kapağını kapatıp beze sarın hava almıyacak şekilde yarım saat dinlendirin.
    4. Bu arada malzemeleri doğrayıp hazırlayın.
    5. Yarım saat sonra yağlanmış bir tepsiye hamuru yayın.
    6. Bir kasede zeytinyağı, salça ve baharatları karıştırın. Doğramış olduğunuz domateslerin suyunu bu sosa ekleyin. Karıştırıp sos haline getirin.
    7. Bu sosu hamurun her tarafına sürün.
    8. Ardından sırayla dilimlenmiş sucukları yerleştirin, biberleri, mantarları ve en üste de domatesleri yayın.
    9. Eğer kekiği seviyorsanız domateslerin üzerine de biraz kekik serpin.
    10. Rendelenmiş kaşarı da serptikten sonra sıcak fırında istediğiniz kızarma oranına göre pişirin. Benim yaptığım pizzayı fırın bir köşesini daha çabuk kızarttı farkettiğimizde çevirdik ama biraz geç oldu. Mantarlar da sulandığı için epey bir badire atlattı ama yine de fena olmamıştı :).


    Kahvaltı Menüsü



    Geçen hafta Sahra'yla beraberce kahvaltı yapalım diye konuşmuştuk, salı günü olsun dedik. 5 kişilik bir kahvaltı sofrası düşünmeye başladım. İlk olarak kesin olarak iki şey vardı. Kumpir veya Pizza (çünkü her ikisini de ailecek çok seviyorlar -dayım dışında-). İkisini yapsam yenmez, zaten başlı başına doyurucu şeyler. Sorayım dedim ben de hangisini arzu edersiniz diye. Sordum yanıt şu şekilde geldi;
    - Hangisi daha kolay geliyorsa onu yap.
    Yani ben sormuşum niye söylemiyorsunuz? O zaman dedim;
    - Her şey çok zor, gelin size kuru ekmek su vericem.

    Evde mantar varken, kararmadan pizzada kullanayım, bari pizza yapıyım dedim. Kumpiri başka bir sefere artık. Tatlı olarak da daha önce hiç yapmadığım yalancı Tiramisu denilen tatlıyı yapmaya karar verdim. Menü şu şekilde oldu;


    1. Mantarlı ve Sucuklu Pizza
    2. Zeytinyağlı Yaprak Sarması & Kırmızı Biber Dolması
    3. Coleslaw (Lahana Salatası)
    4. Patates & Köfte Kızartması
    5. Amasya Çöreği
    6. Tiramisu
    7. Domates & Salatalık
    8. Kahvaltılıklar
      Ve
    9. Sahra kendi yaptığı Gül Reçelinden getirdi.




    Tabii bunların hepsini ben yapmadım. Pizza, Coleslaw ve Tiramisu bana ait. Zeytinyağlı, Kızartmalar ve Amasya Çöreği anneme; çöreğin tarifini Oktay Usta'dan almış. Bu aralar bütün ev hanımlarının favori aşçısı sanırım Oktay Usta. Bugün Oktay Usta'dan şu pilavı yaptım, bugün şu piyazı yaptım, Oktay usta böle yapın dedi kremanın sosunu..!

    Bir de peçete katladım. Ömür işmiş. Tea Time'da görmüştüm. İlk denediğim olmadı sinirlendim biraz. Nasıl olmaz! Bir tane daha deniyim dedim bu sefer de olmazsa bırakıcam. Sonra farkettim ki sağolsun peçeteler tam kare olmadığı için bir yamukluk hasıl oluyor imiş. Neyse ona göre ayarladık fena olmadı :) 5 peçete katladım eğer altı kişi gelseydi; kendi peçetemi altıncı kişiye vericektim katlamamak için, yani biraz uğraştırıcı :).


    Pazartesi, Mart 20, 2006

    Reçelli Günler 1 {Portakal Kabuğu Reçeli & Portakal Reçeli}

    Reçelli günler dedim, hem tatlı günler dilemek için hem de bazı reçellerin yapımı iki ya da üç gününü alıyor insanın. Yapımları uzun, tembelliğimden değil yani! Benden kaynaklanan tarafı reçel bakır tencerede güzel olduğu için tencereler, tartı ve diğer malzemeler dolaplardan inmişken bir kaç çeşit reçel yapıp mutfağı perişan etmem. Aslında benim için de yorucu ama zevkli. Bizim evde reçel yapmayanlar yapanlardan daha çok bilgilidir. Tanesi çok suyu az ve katı (komposto gibi değil, ama çok katı da olmamalıymış) Annem sanmayın bu babamın fikri. Eh bu sefer istediği ayar olmuş (sanmıyorum).

    Portakal Kabuğu Reçeli



    Malzemeler;
    • 1,5 kg. (7-8 adet) yafa portakal
    • 1500 gr. tozşeker (6 su bardağı)
    • 625 ml.su (2,5 su bardağı)
    • 1 adet limonun suyu ya da 1 gr. limon tuzu

    Portakal Kabuklarının Hazırlanışı:

    1. Portakalların kabukları bir parmak kalınlığında soyululur. İçlerindeki beyaz kısım bir bıçakla alınır (çok alırsanız kabuk pişerken sertleşir).

    2. Uzun bir ip iğneye geçirilir. Her şerit içeri doğru resimdeki gibi sarılır (gül gibi). İğneyle delerek ipe dizilir. İpin ucu düğümlenir.



    3. Portakal kabuklarını büyük bir kaseye koyup üzerine su doldurulur. Bir kaç saatte bir suyu değiştirerek bir gün suda bekletilir (acılarını atmaları için).



    4. Bol suda yumuşayıncaya kadar haşlanır. Süzüp sudan alınır.

    5. Şeker ve su tahta bir kaşıkla karıştırarak kaynatılır. Biraz kaynayınca kabukları içine atılır. Kısık ateşte köpüğünü alarak reçel kıvamını buluncaya kadar kaynatılır.



    6. Limon suyunu veya limon tuzunu ilave edip bir taşım kaynatarak ocaktan alınır. Bir bıçakla ipi kesip kabuları sıyırarak iplikten çıkarılır. Ilınınca kavanozlara alıp serin bir yerde saklanır.



    Not:Portakal kabuğu yerine greyfurt kabuğu da kullanabilirsiniz.


    Portakal Reçeli



    Malzemeler:

    • 1,5 kg. (7-8 adet) yafa portakal
    • 1500 gr. tozşeker (6 su bardağı)
    • 625 ml. su (2,5 su bardağı)
    • 1 adet limonun suyu ya da 1 gr.limon tuzu

    Portakalların Hazırlanışı:

    1. Portakallar yıkanır. Kabuğu ince rende ile rendelenir (derin olmamalı).



    2. Bol su ile haşlanır.Su bir kere değişip tekrar haşlanır.

    3. Soğuyunca arzuya göre dilimlenir.



    4. Şeker ve su tahta bir kaşıkla karıştırarak kaynatılır. Biraz kaynayınca portakallar içine atılır. Kısık ateşte köpüğünü alarak reçel kıvamını buluncaya kadar kaynatılır. Portakal sulanacağı için biraz fazla kaynatılır (çok kaynatınca sertleşebilir).





    Not:Portakal kabuğu rendelerini buzlukta saklayıp kek ve kurabiyelere kullanabilirsiniz.

    Pazar, Mart 19, 2006

    Billûr Hoşâf Kabı

    İlk defa bir yemek etkinliğine katıldık. Saray Mutfağından Lezzetler. İlk günden beri hep buzdan kase yapmak istiyordum ama olmadı iş güç derken... Sonra baktım Bizim Pastane blogunda yapılmış bari ben de hikayesini yazıyım dedim, başka bir zaman da kaseyi yaparım;

    II. Mahmud döneminde iki defa Şeyhülislamlık makamına gelen Dürrizade Seyyid Abdullah Efendi, İstanbul'un namlı zenginlerindendi. Üsküdar Doğancılar'da inşa ettirdiği "Paşa Kapısı" diye anılan saray yavrusu muhteşem konakta yaşamaktaydı.

    Sultan II. Mahmud, bir yaz Ramazan akşamı, bu konağa adeta bir iftar baskını düzenledi. Yanında bakanları, önde gelen devlet adamları ve maiyetinden oluşan hatırı sayılır bir kalabalık vardı. Haber vermeksizin gerçekleştirdiği ziyaret ve sürpriz misafirlikle, Dürrizade'ye sürpriz yapmak istiyordu.

    Tabii, o anda konak halkını bir panik havası sardı. Etekleri tutşarak efendi hazretlerine koşan kethuda, ellerini iki yana açarak "ne yapacağız şimdi?" diye soruyordu. Ama, hiç telaş eseri göstermedi Dürrizade, Hareme ayrılan tablalar misafirlere verilecek, kendi yemeği de padişaha takdim olunacaktı.

    Neticede, bütün bu olumsuz şartlara rağmen, mükellef bir sofra kuruldu. Nitekim, II. Mahmud da kethudayı çağırtarak tebrik etmiş, yemeklerin gerçekten nefis olduğunu söylemişti. Sadece bir istisna ile... O da, billur kase içindeki hoşafın ılık olmasıydı.

    Kethuda, bu tenkit üzerine elleri göbeğinde kavuşturulmuş, başı hafifçe eğilmiş olarak cevap verdi:

    -Biraz karıştırılınca kendiliğinden soğur efendimiz.

    Padişah, işte o zaman işin farkına varacak ve bulabildiği tek kusurun da geçersiz olduğunu görecekti. Çünkü, billur zannettiği hoşaf kabı, içi oyularak kase süsü verilmiş bir buz kitlesiydi.

    Kaynak: Tarih ve Medeniyet, Sayı:59

    Salı, Mart 14, 2006

    Zeytinyağlı Enginar

    YE#8 Saray Mutfağından Lezzetler:



    Malzemeler:

    • 10 enginar
    • 2 kuru soğan
    • 500 gr. bezelye(haşlanmış)
    • 3 havuç
    • 1 demet dereotu
    • 1 limon suyu
    • 1 çay bardağı zeytinyağ
    • 1 tatlı kaşığı tozşeker
    • Tuz
    • 2 su bardağı su

    Hazırlanışı:

    1. Enginarlar soyun. Kararmaması için tuz ve limonla ovun. Limonlu suya koyun.
    2. Tencereye bezelye, küp küp doğranmış havuç ve soğanı koyun. (İsterseniz doğramadan arpacık soğan da koyabilirsiniz daha da lezzetli oluyor.)
    3. Enginarları bezelye ve havuçların üzerine ters çevirerek dizin.
    4. Tuzunu ve şekeri serpin.
    5. 1 çay bardağı zeytinyağını dökün.
    6. 2 su bardağı suyu dökün. Tencerenin kapağını kapatın. Enginarlar yumuşayana kadar pişirin.
    7. Piştikten sonra enginarları servis tabağına alıp, havuç ve bezelyeleri enginarların içlerine doldurun. Üzerilerini dere otuyla süsleyebilirsiniz. (Bizim dere otumuz o an için bulunmadığından süsleyemedik)



    İlk defa bir yemek etkinliğine katıldık. Biraz alelacele olsa da... Bu saray yemeği hakkında sadece Melceü't Tabbahin (Aşçıların Sığınağı) kitabından (İlk Türkçe basılı yemek kitabı) olduğunu biliyoruz. Maalesef hikayesine ulaşamadık. Öğrenir öğrenmez paylaşacağız.

    LinkWithin

    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...