Pazartesi, Ekim 01, 2007

Hellim Peynirli Salata

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.



Salatayı kahvaltı etkinliği için yapmıştım ama olmadı ekleyemedim. Malzemeler marul, domates, reyhan, naneye ilaveten bu sene taze kekik kullandım yaz boyu. Küp, küp doğradığım hellim peyniri salataya yakışmıştı bence. (Bunun övünmekle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur yani damak zevkimize uymuştu diyelim.)
Hellim peynirini tereyağda hafif kızartarak yemekte ayrı lezzetli oluyor.

Tarhana Çorbası

© 2005-2007; metnin ve fotografin her hakki saklidir. Izin alinmadan Lezize ve yan bloglari disinda hiç bir yerde hiç bir bahaneyle kullanilamaz.
Çabuk, çabucak yapılan bir çorba. Ama hani yazdan hazırlamışsınızdır kışın kullanmak üzere emek emek. Sonra iki kaşık koyarsınız kaynatırsınız öylesi değil. Zaten ona çabuk denmez nerdeyse bir aylık işi var. Hımm bir de her zaman anlatılan hikayesi;
Devrin sultanı, Ramazan ayında, bir gün tebdil-i kıyafetle şehri dolaşmaya çıkar. Yanında baş veziri vardır. Sultan; Paşa, akşam ezanı kimin kapısının önünde okunursa o evde iftar edelim, der. İftar vakti yaklaşmıştır. Ara sokaklara girerler. Her evin kapısının önünde bir kişi beklemektedir. Bir misafir bulup evlerine iftar için çağıracaklar. Başkalarına iftar ettirmenin zevkine tadacaklar ve sevabını alacaklar.

Sultan ve veziri kendilerini tanıtmadan, herkese selam vererek giderler. İftar topu atılıp akşam ezanı okunmaya başladığında, fakir ama gönlü zengin bir Müslümanın evinin önündedirler. Zaten ev sahibi de iftara birilerini çağırabilmek için orada beklemektedir. Sofra hazırlanmış. Sıcacık taze ekmek, tuz ve mis gibi tüten bir çorba vardır. Tuzla iftarlarını açarlar, ekmek ve çorba ile karınlarını doyururlar. Çorba, sultanın çok hoşuna gitmiştir. Ev sahibine; “Bu çorba çok hoşuma gitti. Ne çorbasıdır bu?” diye sorar. Çok zeki ve ferasetli olan ev sahibi; “Darhane çorbasıdır, sultanım” diye cevap verir.


Darhane, Anadolu insanının dilinde “tarhana” olarak yerini alır. Bazı yerlerde ise daha da kısaltılarak “tarana” olarak kullanılır.
Sebzenin bol olduğu uzun yaz günlerinde yapılır ve kurutulurken mayalı kokusu bütün evi sarar ve sırf bu koku yüzünden terk edilir tarhana yapımı. Bu da bizim hikayemizdi. Geçen hafta bir çorba yapayım dedim. Aklıma takıdı acaba tarhana malzemelerini koyup çabuk bir çorba yapabilirmiyim? Bizce güzel oldu. Bizce diyorum aslında ben çok yemek seçerim onun için yemek konusundaki fikrimi pek önemsemem ama diğer aile bireyleri beğendi.
Malzemeler;

  • 2 kırmızı biber
  • 4 kırmızı domates
  • 3 yeşil domates
  • 5-6 yeşil sivri biber
  • 5 diş sarımsak
  • 1 büyük kuru soğan
  • 5-6 tane küçük acı biber veya bir yemek kaşığı pul biber
  • 1 çay kaşığı karabiber, tuz
  • 1 kase doğranmış maydanoz, nane, kekik ve fesleğen
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1 su bardağı süt
  • 1 litre su
  • 2 su bardağı et suyu
  • 150 gr. tereyağ
  • 1 yemek kaşığı domates - biber salçası

Hazırlanışı;

  1. Bütün sebzeler iri doğranır yoğurt, süt, un, baharatlar ve su ilave edilir bir kaşıkla karıştırılarak harmanlanır. Düdüklü tencerede 15 dakika haşlanır.
  2. Blendırdan ve süzgeçten geçirilir.
  3. Bir tenecerede tereyağ eritilir bir salça hafif kavrulur, süzülen çorba ve et suyu ilave edilir. Kaynayana kadar karıştırılır.

Baharat damak zevkinize kalmış. Bir de blendır ve süzgeç; sanırım bizim blendır biraz eski belki yeni tekniklerde süzgeç kullanmaya gerek kalmayacaktır. Son olarak 2 diş sarımsak rendeleyip ilave ettim ve 2-3 dakika sonra ateşten indirdim. Yanlız aceleye geldi fotoğraf çekemedim. Bir daha ki yapışımda ekleyeceğim.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...